Ne söylesem, nasıl anlatsam bu kitabı, okurken aldığım hazzı bilemiyorum ama "Ben bu kitaba bayıldım" diyerek söze başlamak en doğrusu galiba. Sözün söylenişine, kelimelerin ahengine, az ama öz anlatımına, duygu yoğunluğuna, boğazımı düğümleyen cümlelerine kalbimi bıraktım.
Bulgar yazar Yordanka Beleva edebiyata şiirle başlamasının avantajını kullanmış öykülerinde, herbiri öyküden ziyade bir şiir anlatısı adeta. Kitapta yer alan yirmi kısa öykünün herbiri ayrı güzellikte. Bütün öykülerin ortak duygusu olan "Keder" aynı zamanda kitaba ismini veren öykünün de adı.
"Sevdiklerini bir daha görememek, bakışının sonsuza dek onların üstünden çekilmesi keder olarak görülürmüş. Çünkü bakarak ayrılmak daha zordur."
Her öykü kitabı okuduğumda olduğu gibi bu kitapta da benim için öne çıkan öyküler oldu tabii. Bir tanesi var ki kitabın son öyküsü olan "Bir Bulgar Gülü", en çok içimi o acıttı desem yalan olmaz. Yine Takas, Melek Ayakları, Anneannem Hakkında Noel Hikayesi, Keder ve Toçka Nine'nin Şansı'da okurken etkilendiğim öykülerden oldu.
Velhasıl sadede gelecek olursak Yordanka Beleva bu kısacık öykülerinde yası, ölümü, kederi, hüznü, kayıpları, yarım kalmışlıkları ince ince işleyerek öyle güzel anlatmış ki ehh bize de okumak, iyi edebiyatın hazzına varmak düştü. İnsan daha ne ister. Umarım diğer kitapları da bir an önce çevrilir de yazarı tekrar okuma şansımız olur.
Dediğim gibi mutlaka okuyun diyeceğim bir kitap Keder.
" Hiçbir şey yarım kalan kadar kalıcı değildir."
Keyifle okunsun.