Şöyle bir olmuşları ve olanları irdelediğimizde sorunlar yumağının Cumhuriyetin yaratmak istediği fikri hür vicdanı hür nesillerin bir türlü ezici çoğunluğu oluşturamazlığından mülhem olduğu anlaşılıyor. İdeoloji bağnazlığı, kendine lider edinme güdüsü ülkeyi felakete sürüklüyor.
Siyasi partilerin günlük politikalarını bir din gibi sahiplenen insan kendisine sürekli çatışacak, mücadele edecek potansiyel düşman yaratıyor. Birey olmanın ne olduğunu idrak edemeyenler ise mensup olduğu yapının yanlışına aykırı ses çıkartamayacak bir zihin kötürümlüğü yaşıyor.
Peyami Safa'nın birden fazla kitabını okuyanlar muhtemelen benim gibi şu durumu irdelemişlerdir. Her romanında neredeyse karakterler benzer şekilde hastalığa yakalanmakta ve yaşanılan eve doktor gelmektedir. Kitapların hepsinde de tıbbi terimler bir hayli yer kaplamaktadır. Bunun nedeni yazarın kişisel hayatında gizli olsa gerek diye düşünüyorum. Ancak içimizde bunun ayrıntısını bilen kimse var mı merak da ediyorum. Peyami Safa
Âşıklara haber vermek isterim. Kalbin bütün meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir.
Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu.