Çünkü bir şeyler yapmak zorundayım, bir ses çıkarmak zorundayım, bağırmak, çığlık atmak, ağlamak, küfretmek, ulumak zorundayım, o yüzden gülüyorum. Bunlar duyguları boşaltmanın değişik yolları.
İnsanlar hep o sırada annemin ağlayıp ağlamadığını sorarlar ve bu soru bana çok komik gelir. Evden ayrıhrken babamın gözyaşları içinde bana sıkıca sarılıp sarılmadığını sorar insanlar. “Hayır,” dediğim zaman da çok şaşırırlar. Ben ayrılırken ne ağlayan oldu, ne de boynuma sarılan.
Domuzlardan birini sattığımız zaman da ağlayan veya domuza sarılan kimse olmazdı.Tavuk kesip elma toplarken de ağlayan veya birbirine sarılana rastlanmazdı.
Doğduğunu herhalde annesinden başka kimse fark etmemiştir; yaşadığını da pek az kimse bilir; fakat ölümünü kimse fark etmeyecek, öldüğüne kimse sevinmeyecek, kimse acımayacaktır. Onun düşmanı, dostu yoktur. Yalnızca birçok tanıdıkları vardır. Belki bu silik kişinin yalnız cenazesi bir ilgi uyandıracak, yolda adamın biri saygı ile durup selamlayacak, belki başka bir meraklı da cenazenin önüne koşacak, ölenin adını soracak ve hemen unutacak..