Ben eve gidiyorum." "Eve mi? Neden? Bir şey mi oldu?"
"Hayır. Fakat boşuna; artık çok iyi anlıyorum."
"Ya? Olmaz mı dedi?" "Hayır, fakat biliyorum ki..."
Annesi oğlunun sözünü kesti, çekip götürmek istedi onu
Eşyalarımı topladığım gün bana iki çift gri yün çorap hediye etti; kendi eliyle ördüğü bu iyi çorapların onun bana son armağanı olduğunu ikimiz de bilmiyorduk.
Sözlerini şöyle bağladı annem: "Bunların seni inandıramayacağını iyi biliyorum. İnancın yolu akıldan geçmez, aşk gibidir o da. Ama günün birinde, aklın her şeye yetmediğini göreceksin; o raddeye geldin de darda kaldın mı, bir teselli gibi görünen her ne varsa ona uzanacaksın. Bugün konuştuklarımızdan bazılarını belki hatırlarsın o vakit."