Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Geçen vakte karşı esef etmeye gelince , bu insanı neredeyse "öldüren bir arzudur." Çünkü vakit çabuk geçen kıymetli bir şeydir. Telafisi zordur ... "Öldüren bir arzudur." sözüne gelince, yani neticesi öldürmeye benzemektedir. Çünkü geçen vakte üzülmek insanı öldürür, hele de vakti geçiren kimse onu tekrardan elde etmenin mümkün olmadığını biliyorsa. Bunun yanında kaçan vaktin gidişine esef etmek de ayrı bir vakit harcamadır. Nitekim şöyle denir: "Geçen vakti kaybettiğine üzülmekle meşgul olmak ayrı bir vakit öldürmedir."Bundan dolayıdır ki "Vakit bir kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser." denmiştir.