1914 Barzan Ayaklanması
1914 Barzan Ayaklanması'nın lideri Şeyh Abdüsselam Barzani,
Molla Mustafa Barzani'nin ağabeyi ve Mesud Barzani'nin amcasıdır.
Ailenin soyu Amidiye beylerine dayanmaktadır.
Kürt-Osmanlı Özerklik Antlaşması
Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı'ndan sonra ordusuyla
İstanbul' a dönerken Amasya' da konakladı. Savaşta kendisini
destekleyen Kürt beyleri ile 1515 yılında Amasya' da buluşarak
tarihi Kürt-Osmanlı Özerklik Antlaşması'nı karara bağladı.
İdris-i Bitlisi'yi tam yetkili kıldı; mühürleyip imzaladığı boş fermanları
İdris-i Bitlisi'ye vererek istediği şekilde bu boş fermanları
doldurabileceğini söyledi. 1520 yılında Yavuz Sultan Selim'in
ölümünden sonra yerine geçen oğlu Kanuni Sultan Süleyman da
bir ferman yayınlayarak aynı siyaseti devam ettirdi.
1071
yılında Hıristiyan Bizanslılarla savaşan Alparslan komutasındaki
altmış bin kişilik Selçuklu ordusunun on beş bini Kürtlerden
oluşuyordu.58
Alparslan en büyük desteği Müslüman Kürt Mervanilerden
gördü. Malazgirt Savaşı Türklerin Anadolu'ya girişlerinin miladı
oldu. Bu savaştan sonra bölgede güçlenen Selçuklular Kürt
hanedanlarını da egemenlikleri altına almak istediler. İlk olarak
Alparslan, Mervani yönetimindeki Ahlat ve Malazgirt' e kendi
kumandanlarını atadı. Hızla Anadolu, Yukarı Mezopotamya,
Irak ve Suriye'ye yayılarak yerleşen Selçuklular, bu bölgelerdeki
yerel Kürt hükümdarlıklarının çoğunu egemenlikleri altına almaya
başladılar. Bir müddet sonra ise tasfiye edebildiklerinin yerine
büyük bir kısmı Türkmen olan kendi adamlarını yerleştirdiler.
Bunun ilk örneklerinden birisi Artuk Bey' dir.
Selahaddin-i Eyyubi, 1187 yılında Haçlıların elinde bulunan
Kudüs'ü fethetti. O dönemde Kudüs'te 60 bin Hıristiyan yaşamaktaydı.
Kent halkı kendilerine dokunulmaması koşuluyla
teslim oldu. Böylece Kudüs 88 yıl sonra tekrar Müslümanların
eline geçmiş oldu. Selahaddin sözünde durarak kimsenin malına,
canına ve namusuna bir zarar vermedi. Selahaddin' in bu asil
davranışından Hıristiyan tarihçiler de övgüyle bahsetmektedir.
Selahaddin'in komutan ve devlet adamı olarak üstün nitelikleri,
yiğitliği, adilliği rakipleri tarafından da hep söylenmiş ve bu
hükümdar tüm nitelikleriyle tarihe 'Büyük Selahaddin' olarak
geçmiştir. 1193 tarihinde öldüğünde arkasında Iran sınırından
Trablus'a, Hasankeyf'ten, Mısır'a kadar uzanan geniş bir imparatorluk
bıraktı. Ancak cenaze masraflarını bile karşılayabilecek
bir miras bırakmadığı söylenir. Terekesinde yalnızca 47 gümüş
dirhem bulunmaktaydı. Mezarı Şam' da Emevi Camii'nin bahçesindedir.
İslam coğrafyasının değişik yerlerindeki Eyyubi Hanedanlarının
sonuncusu 1517 tarihine kadar Hasankeyf'te hüküm sürdü.
Eyyubiler Kürt olmalarına rağmen kurdukları devlette 'Kürtlük'
hiçbir zaman hakim unsur olmadı. Yaşadıkları çağda bütün Müslüman
devletlerde Kürtler, Türkler, Araplar ve Farslar (Persler)
birlikte yer alıyor, ayrıca yönetimleri alhndaki Ermeni, Süryani
ve Yahudiler de devlette görev alabiliyorlardı.
Mervaniler
Mervani Devleti'ni tarih sahnesine çıkaran kişi "Bad bin Dostık"
adında bir Kürt'tür. Bad bin Dostık, Diyarbakır'ın kuzeydoğusunda
Silvan ile Kulp-Sason arasındaki dağlarda yaşıyordu. Etrafına
topladığı kişilerle çevresini egemenliği altına aldı. 985 tarihinde
antlaşmayla Meyafarkin'i (Silvan) teslim aldı. Kısa bir müddet sonra
Urfa, Diyarbakır , Silvan, Ahlat ve Cizre arasındaki bölgeler Bad
bin Dostık'ın hakimiyetine girdi. Bu durumdan rahatsız olan Musul
Hakimi Hamdanilerle Tur Abidin' de (Midyat merkezli bölge)
yapılan savaşta Bad bin Dostık öldürülünce yerine kız kardeşinin
oğlu Ebu Ali Hasan bin Mervan geçti. 53 yıl hüküm süren Mervani
hükümdarlarından Ahmed bin Mervan'ın biri Şeddadilerden Maniçüroğlu
Fadlun'un kızı olmak üzere dört eşi ve üç yüz altmış kadar
cariyesi olduğu rivayet edilmektedir. 55
1071 yılında Alparslan'ın Bizanslılarla yaptığı savaşta Mervaniler
tüm güçleriyle Müslüman Türkleri desteklerler. 1085 yılında
Alparslan'ın oğlu Melikşah Meyafarkin'i kuşatır , 1086'da kenti
ele geçirerek son Mervani Hükümdarı Nasruddevle Mansur'u
Bağdat' a sürgün ederek, Harbe köyünü timar olarak verir.
Melikşah'ın 1092'de ölmesi üzerine tekrar Meyafarkin'e dönerek
yönetimi ele geçiren Nasruddevle başarılı olamaz ve kenti Selçuklulara
teslim etmek zorunda kalır