''Şimdi'', diyor Velidedeoğlu, ''toplumumuzda çıkarcı Atatürkçüler onun için heykeller dikmek, bayramlar ve matem günleri düzenlemekle, Atatürk'ü 'putlaştırmakla' meşguldürler. Atatürk'ün ölümünden beri inkılap prensiplerinin özü unutulmuş, yüz üstü bırakılmış, çiğnenmiştir'' ve şunu ilave ediyor: '' Cahil halk doğal olarak tutucudur, onu eğitmek gerekir.'' Eğitimin, Atatürkçülük için hayatî önemini kabul etmemeye imkan yoktur.
Bir felsefe yaptı: Mademki biz kör talihin yumruğu altında doğduk, mademki bu kör talih talihlerin en kötüsüdür, ona gözleri yummalı. Reyi sorulmaksızın hayata mecbur edilen insan, yaşamak için bazı fedakarlıklarda bulunmağa mecburdur, bu fedakarlıklardan birincisi; Nasibine tahammül etmek! Noksanlarımızın mes’uliyeti başkalarınındır, cezalarını biz çekeriz. Bu, böyle.
Mahzun gönül! Sükût et! Güneş bulutların arasından da neşr-i envâr eder. Senin bahtın da herkesin bahtı gibidir: Her hayatta fırtına saatleri, kederli, mazlum günler olmak gerek!