Gökdelen

Tahsin Yücel
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 31 dk.
Sayfa Sayısı:
336
Basım Tarihi:
Kasım 2024
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 2006
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750749025
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Gökdelen İncelemesi
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2023 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2023 00:29
Gökdelen romanıyla ilk kez Ali Lidar ’ın Hayata Rağmen Edebiyat isimli kitabında karşılaşmıştım. Kitabın Tahsin Yücel kısmında özellikle Gökdelen üzerinde durmuştu Ali Lidar . Gökdelen , Türkiye’den çıkan nadir distopya eserlerinden biri. Sırf bu sebeple bile benim için okunması gereken bir kitap olarak değerlendirebilirim. İlk olarak kitap 2006’da yazılmış. Bu tarih önemli. Neden önemli diyecek olursanız, bu dönem Türkiye’de bir özelleştirme çılgınlığının yaşandığı, Kemal Unakıtan’ın Maliye Bakanı olduğu sıralarda Türkiye Cumhuriyeti’ne ait varlıkların tek tek bazen yok pahasına satıldığı (misal Türk Telekom, Lübnanlı Hariri Ailesine ederinin çok daha altına bir fiyata satıldı, bir kısmı peşin ödendi, büyük bir kısmı ise banka kredisi alınarak ödendi, ama Hariri ailesi banka borcunu kapatmadan Türkiye’den kaçtı), bazılarının ise kar etmesine rağmen yine de elden çıkartıldığı zamanlar. Tüpraş, Petkim, Seka aklıma ilk gelen özelleştirilmiş firmalar. Kemal Okutan, yapılan eleştirilere, “Babalar gibi satıyorum” şeklinde bir cevap vermişti, hala aklımda. Neden bu konuya girdin diye sorarsanız, romanın konusu da özelleştirme ile ilgili. Ve muhtemelen Tahsin Yücel bu özelleştirme furyasından bir nebze de olsa etkilenmiş. Konuyu kitabının merkezine taşımış. Ancak özelleştirilecek olan bu kez bir kamu iktisadi teşebbüsü değil, yargının özelleştirilmesi. Yıl 2073, insanlar artık 550 metrelik gökdelenlerde yaşamaya başlamışlar. Topraktan mümkün oldukça uzak olmak istemekteler. Zira insanlar topraktan ya da yerden korkuyorlar mikroplar, virüsler sebebiyle. İstanbul büyük bir dönüşüm içerisinde. Bu dönüşümün mimarı da ünlü müteahhit Temel Diker. Temel Diker tüm İstanbul’u yıkıp yeniden inşa etmek istemektedir. Kendine örnek olarak New York’u almıştır ve bu amaçla sabah akşam çalışmaktadır. Ancak bir
Türk Edebiyatı
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2023 44. kitabı
" 'Yılkı Adamlar' geri dönüyor. Yaşanacak güzel günler var demek ki.. Bu ülkenin bize ihtiyacı var. Vazgeçtik, gitmiyoruz! Ülkemizi terk etmiyoruz! Direneceğiz, kazanacağız. O eski güzel günlere geri döneceğiz.."
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
8/10
·336 syf.··
2025 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 09:02
Distopya sevdiğim bir türdür. Dünyaca ünlü 1984 , Cesur Yeni Dünya , Fahrenheit 451 gibi distopyaları okuduktan sonra acaba Türk edebiyatında durum nasıl diye merak ettim. Tahsin Yücel’in Gökdelen kitabı ilgimi çeken ilk roman oldu. Distopya türünde okurun en büyük beklentisi yazarın gelecek hakkındaki tahminleri oluyor. Eserin hangi yılda yazıldığı ve hangi yılı anlattığı da önemli bir hale geliyor. Gökdelen; 2006 yılında yazılmış bir eser ve 2073 Türkiye’sinde geçiyor. İstanbul’un her yeri gökdelenlerle kaplı ve ağaç, kuş, kelebek hatta kedi bile görmek neredeyse imkansız. Bu gökdelenlerin devamı için bazı evlerin yıkılması gerekiyor fakat bazı ev sahipleri buna izin vermiyor. Her çareyi deneyen iş adamlarının ve avukatlarının aklına dünyada eşi benzeri görüşmemiş bir fikir geliyor. Yargıyı özelleştirmek! Kitap basılmadan kısa bir süre önce ülkemizde Petkim, Tüpraş, Türk Telekom gibi büyük kuruluşların özelleştirilmesi, bu kitabın anafikrinin çıkış kaynağı olduğunu düşünüyorum. Bol bol Karl Marx ve Fyodor Dostoyevski göndermeleri olan bu kitabı herkese tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
7/10
·336 syf.··
2024 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2024 23:16
Merhaba sevgili okur, Gökdelen’i okurken başlangıçta kurguya girmek zordu ancak zamanla açılan bir okuma deneyimi oldu. Bu durum kitabın türüyle ilgili olabilir. Gökdelen distopik bir kitap, 2070’li yılların Türkiye’sini anlatıyor. İnsanlar 500 katlı gökdelenlerde yaşıyorlar. Tabi zenginlik durumuna göre, en üst katlarda en zenginler oturuyor, zenginlik oranı azaldıkça daha alt katlarda sıralama da o şekilde devam ediyor. İnsanların doğadan ve topraktan kopuş hikayesi bir bakıma. Buna direnen tek kişi olan Hikmet amcaya selam olsun efenim. Bir devlet politikası olan özelleştirme eleştirisi yapmış yazar. Madem her şey özelleştirildi bari yargıyı da özelleştirelim diyerek başlıyorlar işe. Bu işten nemalanacak olanlar canla başla çalışıyor, tabi bu çalışmanın en önemli basamağı algı yönetimi oluyor. Kitaptaki en güzel detaylardan birisi karakterlerin isimleriydi, karakterlerin kişiliklerini güzel yansıtıyordu. Çeşitli yazar ve eserlere gönderme yapılıyordu, bunların en önemlisi Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’iydi. Kurnazlığın ve kötülüğün temsilcisi Smerdiakof’un kulağını sık sık çınlattılar. Yer yer siyasete değen (distopik kitapların olmazsa olmazıdır), vicdan, merhamet, direniş gibi konularda düşündüren bir eserdi. Son olarak Yılkı adamlar hakkında konuşacaklarımızı var efenim. Herkese keyifli okumalar dilerim.
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
Alanında hem çok cesur, hem çok fütürist bir eser
8/10
·336 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 22:18
Tahsin Yücel, bu kitabı 2006 yılında 2073 yılının kimine göre ütopyası ama çoğunluğa göre distopyası olarak yazmış. Yakın dönemde bir Türk yazarın böylesine cesur ve gerçekçi hayalcilikle 2073 Türkiyesi’ni betimlemesi benim çok hoşuma gitti. Cihangir’in ortasına dikilmiş gökdelenlerin günün birinde yargının bile özelleştirilebileceği fikrini insanların aklına getirmesi, insanların yerden ne kadar yüksek olursa itibarının da o kadar yüksek olacağı fikrinden, yılkı insanları tabirini literatüre katmasına kadar okudukça merak edeceğiniz ve kitabı bitirdikten sonra, “Biz bu işin şu anda neresindeyiz” diyeceğiniz bir kitap. Kitabı daha okunası hale getiren bir diğer faktör ise karakterlerin isimlerinden, davranışlarına kadar gerçeğe çok yakın olması. Hepimiz bu kitabı okurken Can Tezcan'ı birilerine, Sabri Serin'i birilerine, gazeteci Cüneyt Ender'i mevcut en popüler bir gazeteciye benzetiyoruz. Kitapta iyi/kötü karakter ayrımı olmayıp, birçok karakterin gri'liğini okuyucunun seçmesi beni etkileyen başka bir unsur oldu. Özellikle ana karakterin salt adaleti temsil etmeyişi ancak tamamen haksızlığın koruyucusu olmaması da benim hoşuma gitti. Yılkı insanları tabirini bizlere kazandırıp, üzerine düşünmemizi sağladı. Hala daha bu kitabı okuyup da, "Acaba ben şu an bir yılkı insanı mıyım?" sormayan yoktur diye düşünüyorum. Beni maalesef kitabı okuduktan sonra karamsarlığa sokan bu düşünce, birçok insanı da eminim 2026 Türkiye'sinde anlam arayışına itecektir. Sözün özü, Orwell’ın 1984’ü, Zemyatin’in Biz’i, Huxley’ın Cesur Yeni Dünya’sı alanında ne kadar değerliyse, Tahsin Yücel’in Gökdelen’i de Türk edebiyatı açısından oldukça önemli. 8/10.
Edebiyat
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2024 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 12:20
Tahsin Yücel, (1933,2016) Eser 2073 yılında tamamen gökdelenleşmiş olan İstanbul’da geçiyor doğanın ve insani değerlerin unutulduğu distopik toplumu anlatıyor
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
Gökdelen
Puan vermedi
Kitap elimden kayıp gitti adeta .. Bu eser distopik değil aslında , müthiş bir öngörünün yazıya dökülmüş hali …Güç yüzüklerini parmaklarına geçirmiş insanların, tüm kaynakları kendi diledikleri gibi kullandıkları bir dünya da değil miyiz ? Yine eserde 2073 yılındaki insanların topraktan korkması , bakteri ve virüs bulaşması endişesi ile yaşaması, kediyi gördüğünde kaçmak istemesi ve ortalıkta kedi, kuş vb hayvanları görmenin mümkün olmadığı bir yer artık hayal gibi geliyor mu ? Yazar biliyordu velhasıl bu eser için distopik olmadığını …O öngörülerini yazdı biz distopik dedik …Okumak lazım bu eseri .. Öngörülen noktaya ulaşmamız zor olmasa gerek …
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
10/10
·312 syf.··
2021 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 17:07
Tarih 1973 yer İstanbul. Kapitalist düzen tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de vahşi hükmünü şiddetlenerek arttırmış , ülkenin tüm kaynakları özelleştirilmiş, değişen siyasi partilerin hepsi aynı hükmü işletir olmuş ideolojiler, değer yargıları, mahalle kavramı, şehir kültürü, apartman yaşantısı yok olmuştur. İnsanlar mekikle ulaşım sağlayıp gökdelenlerde Yaşar olmuşlardır. İstanbul’un mimarı Temel Diker şehri New York gökdelenlerinden de güzel gökdelenlere kavuşturmak gayesi ile yanıp tutuşmaktadır . neredeyse tüm şehri satın almış olmasına rağmen gözünü Hikmet hocanın gökdelenler arasında kalan tek Bahçeli bahçesinde serçeler kediler olan evine dikmiştir. Ne yapıp etmişse de evi satmaya yanaşmamıştır Hikmet hoca . Temel diker çare bulması için devrimci eskisi yeninin en büyük avukatı Can Tezcan’a başvurmuş ve arana çare bulunmuştur. Çare Ülkede özelleşmeyen tek şey olan yargıyı özelleştirip eve el koymak olarak belirlenmiştir... Kitap 2073 yılında geçiyor olmasına rağmen bugünün dünyasına ayna tutar nitelikte mutlaka okunması gereken yapıtlar arasında gösteriyorum.
Edebiyat
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20061,207 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
Beğendi
·
2020 23. kitabı
2073 yılında geçen ve yargının özelleştirilmesini anlatan bir distopya olmasına rağmen, koltuklarını sağlamlaştırmak adına iktidarın önce sessiz kalışı, muhalefetin tasarıya hemen olumlu bakışı, Can Tezcan karakterinin siyasi görüşüne güvenerek halkın bir kesiminin durumu sorgusuz kabullenişi ve Cüneyt Ender karakteriyle hedeflenen görüşün gazeteci kimliği aracılığıyla kolaylıkla halka benimsetilebilmesi açısından bana günümüzden çok da uzak şeyler yaşamadığımızı düşündürten bir eser oldu. Kitaptaki ifadeden yararlanarak söylemem gerekirse:Dürüstlüğün tümden yok olmadığını , çıkarcılığın tüm bireyleri tutsak edemeyişini görebilmek adına bu kitabı okumalısınız
Edebiyat
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Şehir Planlama ve Hukuk Kesişiminde Bir Distopya
8/10
·336 syf.··
2022 40. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2022 15:08
Gökdelen'e hukuk ve şehir planlamanın kesişiminde bilim kurgu esintileri taşıyan distopik bir eser diyebilirim. Kitabın ana karakterlerden ilki tüm İstanbul’u Newyork'a dönüştürme hayali olan laz müteahhit Temel Diker diğeri ise çılgın fikirlerin peşinden koşan, haksızlıklarla dolu yargıya tepkili avukat Can Tezcan’dır. Temel Diker İstanbul’u tek tip gökdelenlerle dolu bir labirente çevirme arzusuyla, zaman ile yaptığı yarışta karşısına çıkan her engeli yok etmek için savaşmakta ve bu konuda avukat Can Tezcan’dan destek almaktadır. Temel Diker’in Newyork’unun önündeki en büyük engel ise anılarından ve evinden vazgeçmek istemeyen bir mülk sahibidir. Temel Diker avukatına bu konuyu çözmesi için koşunca mevcut yasalarla sorunu çözemeyen avukat bu sorunu çözmek için yargıyı özelleştirme fikrini öne sürer ve özelleşme sonrasında da yargıyı kendilerinin satın almasını teklif eder. Bu yöntemle artık Temel Diker karşısında kimse duramayacaktır. Kahramanlarımızın bu inanılmaz planlarını ortaya koyma çabaları ile birlikte olaylar patlak verir. Gökdelen; mülkiyet, yargı, hukuk konuları üzerinden yürüyen bir distopya temelinde çürümüş politik bir sistemin aynası olan bir yapıt. Romanda işlenen gökdelen kavramı içine itildiğimiz tek tipleştirme baskısının altını çizerken bir yandan da doğadan kaçışın bir sonucu olarak ifade edilebilir. Romanda ne kadar yüksekteysen o kadar güvende ve mutlu olduğun bir dünya resmedilmektedir. Yazar distopyasına yok olan doğayı, bozulan toplumsal dengeleri ve sessizlik oyunu oynayan medyayı da dahil etmiş. Kitap kesinlikle hızlı tempoda akan bir kitap olmadı benim için ama bence bu kitabın amacı zaten bu değil. Sürekli kafanızda evirip çevirdiğiniz bir tartışma içerisinde yer almak, yeni fikirler duymak ve bunları yorumlamak bu kitap için daha uygun
1000Kitap
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma

Yazar Hakkında

Tahsin YücelYazar · 41 kitap
Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı. Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı. Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı. 1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi. Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.