Gökdelen

·
Okunma
·
Beğeni
·
4447
Gösterim
Adı:
Gökdelen
Baskı tarihi:
Ekim 2006
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750706691
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Gökdelen
Gökdelen
17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı, Türkiye’nin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan İstanbul’u, yalnızca gökdelenlerden oluşan, New York’a benzeyen ama daha da güzel ve modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Diker’in yasal sorunlarını çözmek için bir tasarı ortaya atar: Yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır. Gökdelen, Cihangir’de gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.
296 syf.
·Beğendi·9/10
En başta şunu söylemek istiyorum kesinlikle bu kadar az okumayı hak eden bir kitap değil. 47 okuma böyle bir kitap için çok komik bir rakam.Bir kez daha şahit olduk ki ,bu ülkede popülerliliği elde edememiş kitapların çoğu ,okunmamaya mahkum. Şu durum beni gerçekten çok üzüyor diye bilirim.
Kitabımıza gelecek olursak , gerçekten bu kadar sade olup, bu kadar kafanıza kafanıza vuran çok az kitap bulursunuz. Dil olarak çok çok anlaşılır. Sizi hiçbir şekilde zorlamaz ama hissettirdikleri dilinin basitliği ölçüsünde karmaşık, yoğun.
Karakterlerin hepsi bir amaç, bir neden uğruna yerleştirilmiş kitaba okurken bunu çok iyi hissediyorsunuz. Kimi bir sonuca ulaşmak adına, kimi de bir sonuç olarak var kitapta. Çoğunlukla karakterler bir eleştriydi bana göre. Mevlüt Doğan, Temel Diker, Rıza Koç.Hatta ana kahraman Can Tezcan bile kendi içinde doğru kalmak ile düzene ayak uydurarak işlerini halletmek arasında tercih yapamayarak ,çoğumuzun hayatında derinden duyduğumuz bir kararsızlığı bizlerle paylaşıyor.
Kitap suçsuz halde içeride tutulan arkadaşını kurtarmak isteyen avukatımız Can Tezcan'ın yargıyı özelleştirme fikrini ortaya atmasıyla başlıyor. Dağların,denizlerin, kurumların özelleştirildiği , denize girmenin artık çok çok eski anılar olarak anlatıldığı bir ortamda yargının özelleştrilmesi dünyanın en doğal şeyi olarak karşılanıyor ve kollar sıvanıyor. Yargı da özelleşir mi kardeşim demeyin. Yapınca oluyor. Olduruyorlar.
Kitapta temelde beni derinden etkileyen üç şey vardı.
Birincisi kitabında adını aldığı gökdelenler. Çünkü onlar, İstanbul'a yeni bir çehre getirmenin de ötesinde yeni bir hayat tarzı olarak ortaya çıkıyor. Düşünün ki çoğumuzun bereket diye bildiği toprak artık zorunluluk olmadıkça dokunulmaması gereken, ondan olabildiğince uzak durulması gerektiği için insanların 500 metre yukarılara kaçtığı bir unsur oluyor. İnsanlar gökdelenlerinden zorunlu olarak yere indiklerinde, gökdelenlerinin huzurlu, güvenli kollarına koşmak için sabırsızlanıyor. Özel jetin ile gökdelenin en tepesindeki eğlence mekanlarına gelip eğlenmek artık yeni bir statü göstergesi haline geliyor. Bütün insanların varını yoğunu satıp,Temel Diker'in gökdelenlerinden bir daire sahibi olmak için çabaladığı bir zamanda, eski evini,anılarını satmak istemeyen Hikmet Amca'da bu düzene verilmiş güzel bir eleştri belkide.
İkincisi Yılkı Adamları. Bütün herkesin bildiği ama görmezden gelmeyi seçtiği. Şehirdeki makinelerin yerlerini aldığı için, aç kalan bu yüzden çareyi doğa da arayan , böcek,ot ne bulurlarsa yiyerek yaşamaya çalışan diplomalı,diplomasız insanları düşünün. Çocukları,yaşlıları.Bunların sayısı ise şehirde yaşayanlardan çok çok fazla. Şehirdeki bir avuç insanın ise bunlardan haberi yok. Böyle bir şeyin şehir efsanesi olduğuna inanıyorlar. Başbakan ise onlar için yaptığı şeyi övünerek anlatıyor ve diyor ki ''Çöplerimizi yılkı adamlarının ulaşabileceği yerlere koyuyoruz.''Ne büyük bir lütuftur bu.
Üçüncüsü ise insanların ne kadar kör ,sağır, dilsiz olabileceğinin en güzel örnekleri.

Okumadığınız da çok şey kaybedeceğiniz bir kitap. Bir şans verin.
335 syf.
·26 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tahsin Yücel bundan 12 yıl önce yazdığı bu romanla Türkiye'nin gerek siyasi, gerek ekonomik ve gerekse sosyal yönlerine nokta atışlı eleştirilerde bulunuyor. Yaptığı bu eleştirilerin günümüzde de hala gündemini koruması yazarımızın ileri görüşlü olduğunu gösteriyor. Distopya türünde yazılan eserin tek gözüme batan yönü anlatım sırasında uzatılan bilgi aktarımları oldu. Bu nedenle kopmaların yaşandığını söyleyebilirim.
Romanla ilgili değinmek istediğim farklı bir nokta var. Kahramanların isim analizleri... Yazarımızın kahramanlar için seçmiş olduğu isimler ile kahramanların karakterleri arasında belirgin bir ilgi vardır.
Baş kahramanımız Can TEZCAN. Romanı okuyanlarımız bilir kendisinin TEZCANlılığı nedeniyle başı epey ağrımıştır.Yeteri kadar düşünmeden fikirlerini uygulama yoluna gitmesi bu TEZCANlılığından olsa gerek.
Diğer kahramanımız Can Tezcan'ın sağ kolu Sabri SERİN. İki düşünüp bir konuşan insanlarla ilişkilerinde mesafesini koruyan SERİN bir karakterdir kendisi.
Gelelim diğer önemli kahramanımız ve ismi ile kişilik özelliği en çok benzeyen TEMEL DİKER'e. Adı her şeyi anlatan Temel Diker'in hayattaki tek gayesi İstanbul'u gökdelenlerle doldurmaktır. Yani Temel Dikmektir.
Son olarak diyebilirim ki hala konusu itibariyle güncelliğini koruyan bu romanımız okunmaya değecektir.
296 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap Tahsin Yücel’le tanışma kitabım oldu. Kitap konusunda hiçbir fikrim yoktu. Bir doğa aşığı olarak gökdelen ismi biraz da itici geldi ama inanılmaz güzeldi. Tarih 2073 yer Türkiye/İstanbul Başlıca kahramanlarımız Can Tezcan, Gül Tezcan, Rıza Koç, Sabri Serin, Temel Diker ve Mevlüt Doğan. İnsanlar gökdelenlerde yaşıyor, evlerine mekiklerle gidiyor buraya kadar her şey ütopik ama siyaset, anamalcı ayağın da günümüzün pek ilerisine gidilememiş. Özelleştirme had safhada çıkar ilişkileri çığrından çıkmış. Kısacası okuyun derim.
296 syf.
·7 günde·7/10
Uçakta yolculuk yaparken başlamıştım. Can Tezcan,mekiğine binip yolculuk esnasında fikirlerini düşünürken ben de onunla aynı hisleri paylaşmıştım. Günümüze parodik-ironik bir şekilde eleştirmiştir Tahsin Yücel. Genel olarak kitapta işlenen ana konu "hukukun özelleştirilmesi fikriydi." Can Tezcan için güzel başlayan macera hiç ummadığı şekilde sonuçlandı. Kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
335 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
İsterim ki bu kitabı her vatandaş okusun. Öyle etkilendim, öyle sevdim ve öyle üzüldüm ki. Kitap bize 2073 yılındaki ülkemizi anlatıyor. Bazı şeyleri öyle değişmiş buluyorsunuz ki şaşırıyorsunuz. Bazı haksızlıklar ise hala aynı olduğu için yüzünüzde manidar bir gülümseme beliriyor. Hele okurken yılkı adamları ile ilgili kısımlar benim tüylerimi diken diken etti ve gözlerim dolu dolu oldu. Yok ya Türkiye ilerde böyle günleri görmez herhalde diye yüreğim sızladı. Her şeyin satıldığı bir ülkede adaleti de satmaya kalksak neler olur? Gökdelenlere direnen son bahçeli evin sahibi Hikmet amcayı kim korur bu düzende? Bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biri. Çok satılması ve listelerden uzun süre inmemesi gerekirken raflarda tozlanmış bir kitap. Adım kadar eminim ki okuyunca benden çok seveceksiniz. Kitap bitince umut dolu şöyle şapırdatarak öptüm kitabı. Eh size de şimdi sadece alıp okuması kalıyor. Nasıl olsa ben sizi böyle güzel bir kitap olduğu konusunda aydınlattım. Gerisi size kalmış.
296 syf.
·2 günde·5/10
" Gökdelen " yazar Tahsin Yücel’' in okuduğum ilk kitabı ve romanı. Kitabın konusu ,2073 yılı Türkiye 'si..( İstanbul'u.) ,Yargının özelleştirilmesi,siyasi gelişmeler anlatılıyor...
Kitap bana aşırı tekrar hissi verdi.Pek hoşlanmadım.
Bu tür sever okurlara tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
296 syf.
Harika bir distopya.. Tahsil Yücel'in vefatı nedeniyle bir kez daha düşündüm bu eseri. Bu gün yaşadıklarımız bu romanda saklı büyük ölçüde.. Romanda en çarpıcı fikirlerden biri "yargının özelleştirilmesi".. Bu kurgunun dahi değişik formatıyla şuan yaşanıyor olması ne acı.. Ruhu şâd olsun.
296 syf.
·3 günde·6/10
Tahsin Yücel, iyi bir çevirmen. Kitapların gizli kahramanlarından yani. Kumru ile Kumru kitabı ile kendi kitaplarına başladım ama bu kitabı konu itibari ile istenen etkiyi pek yaratmadı. Zor okunmuyor fakat yazarın vermek istediği o distopik etkiyi bana veremedi.
296 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir Şirket sahibin İstanbulu New York'lastirmaya çalışması, bir muallimin İstanbulun en güzel yerinde olan bahçeli evini satmak istememesi sonucunda mahkemeye vererek satin alamayınca Avukat Can Tezcan ile beraber yargının özelleştirilmesine kadar giden bir roman...
296 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Tamamı ile toplumun gelecek yüzyılda yaşayacağı herşeyi biraz ütopik birazcık da bizim içimizden anlattığı beğenerek okuyabileceğiniz bir eser. Tavsiye ederim.
296 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10
Betimlemeleriyle insanın kafasında canlanan, kafanızda canlandığında hoşunuza giden, zevk alıp diğer sayfaları da okumak isteyeceğiniz, sizi kitabın diğer sayfalarına da bağlayan "ben bu sayfaya ne ara geldim ?" diyebileceğiniz bir kitap tavsiye ederim.
296 syf.
·Puan vermedi
#okudumbitti Benim Yorumum️
Tahsin Yücel'in "Gökdelen" kitabını okudum.
️Bir yazar, sisteme karşıysa ya da sistem eleştiri yapacaksa bunun en iyi yollarından bir tanesi de distopik bir kurguyla kitap yazmaktır.Orwell'in "1984" ü gibi. 🤔Tahsin Yücel Türkiye'yi 2073 yılına götürüp günümüz siyaset ve toplum eleştirisini korkusuzca yapmış bu kitabında.
️2073 Türkiye'sinin gerek siyasi, gerek ekonomik ve gerekse sosyal yönlerine nokta atışlı eleştirilerde bulunuyor. Yaptığı bu eleştirilerin günümüzde de hala gündemini koruması Yücel'in ne kadar ileri görüşlü olduğunu gösteriyor.
️Kitaba gelecek olursak , gerçekten bu kadar sade olup, bu kadar eleştirel ve sert üslup kullanması takdire şayan.
Karakterlerin hepsi yazarın fikrini ortaya dökmek için var sanki; kitabı okurken her bir karakterin amacı olduğunu hissediyorsunuz.Çoğunlukla karakterler bir eleştiri için oluşturulmuş. Ha bunun yanında karakter isimleride çok manidar. (Temel Diker, Can Tezcan...)
️Kitap suçsuz halde içeride tutulan arkadaşını kurtarmak isteyen avukatımız Can Tezcan'ın yargıyı özelleştirme fikrini ortaya atmasıyla başlıyor. Dağların,denizlerin, kurumların özelleştirildiği , denize girmenin artık çok eski anılar olarak anlatıldığı bir ortamda yargının özelleştrilmesi dünyanın en doğal şeyi olarak karşılanıyor ve kollar sıvanıyor. Ve nitekim özelleştiriliyor.
️Kitapta dikkatimi çeken bir hususta "Yılkı adamları" Bütün herkesin bildiği ama görmezden gelmeyi seçtiği. Şehirdeki makinelerin yerlerini aldığı için, aç kalan bu yüzden çareyi doğada arayan , böcek, ot ne bulurlarsa yiyerek yaşamaya çalışan diplomalı,diplomasız insanlar... Bunların sayısı ise şehirde yaşayanlardan çok çok fazla. Şehirdeki bir avuç insanın ise bunlardan haberi yok. Böyle bir şeyin şehir efsanesi olduğuna inanıyorlar. Başbakan ise onlar için yaptığı şeyi övünerek anlatıyor ve diyor ki ''Çöplerimizi yılkı adamlarının ulaşabileceği yerlere koyuyoruz.''Ne büyük bir lütuftur bu.
Üçüncüsü ise insanların ne kadar kör ,sağır, dilsiz olabileceğinin ispatı. Mutlaka okuyun keyifli okumalar 🤓
"Görmüyorum, o kuşlar tarihe karıştı artık, kelebekler de öyle, kuşlardan karga kaldı, böceklerden de karasinek, ama insanlara anlatılması en zor şeyin gerçekler olduğunu biliyorum."
"Gerçekleri unutmak için. Ama ev de sizin, söz de sizin, öyle olsun: eski güzel günlerimizi konuşalım, şu yaşamakta olduğumuz günleri hiç görmemiş ve hiç görmeyecekmiş gibi."
Belkide günü yaşamanın önemini kavramak için hangi yılın hangi ayında ve hangi gününde olduğumuzu her sabah üst üste on kez yinelemek gerek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gökdelen
Baskı tarihi:
Ekim 2006
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750706691
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Gökdelen
Gökdelen
17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı, Türkiye’nin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan İstanbul’u, yalnızca gökdelenlerden oluşan, New York’a benzeyen ama daha da güzel ve modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Diker’in yasal sorunlarını çözmek için bir tasarı ortaya atar: Yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır. Gökdelen, Cihangir’de gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.

Kitabı okuyanlar 197 okur

  • Ayşegül Gündüz
  • Rengin B
  • Derya Yalınkılıç Karabayır

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%1.4 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0