Gökdelen

Tahsin Yücel
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 50 dk.
Sayfa Sayısı:
312
Basım Tarihi:
Ekim 2006
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750706691
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·312 syf.··
2021 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 17:07
Tarih 1973 yer İstanbul. Kapitalist düzen tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de vahşi hükmünü şiddetlenerek arttırmış , ülkenin tüm kaynakları özelleştirilmiş, değişen siyasi partilerin hepsi aynı hükmü işletir olmuş ideolojiler, değer yargıları, mahalle kavramı, şehir kültürü, apartman yaşantısı yok olmuştur. İnsanlar mekikle ulaşım sağlayıp gökdelenlerde Yaşar olmuşlardır. İstanbul’un mimarı Temel Diker şehri New York gökdelenlerinden de güzel gökdelenlere kavuşturmak gayesi ile yanıp tutuşmaktadır . neredeyse tüm şehri satın almış olmasına rağmen gözünü Hikmet hocanın gökdelenler arasında kalan tek Bahçeli bahçesinde serçeler kediler olan evine dikmiştir. Ne yapıp etmişse de evi satmaya yanaşmamıştır Hikmet hoca . Temel diker çare bulması için devrimci eskisi yeninin en büyük avukatı Can Tezcan’a başvurmuş ve arana çare bulunmuştur. Çare Ülkede özelleşmeyen tek şey olan yargıyı özelleştirip eve el koymak olarak belirlenmiştir... Kitap 2073 yılında geçiyor olmasına rağmen bugünün dünyasına ayna tutar nitelikte mutlaka okunması gereken yapıtlar arasında gösteriyorum.
Edebiyat
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20061,207 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2020 132. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2020 13:04
Tahsin Yücel'in Yalan'ından sonra çok beğendiğim ikinci kitabı oldu. Yazarın gözlem yeteneği insanları çok iyi tanıması harika. Yazar bana hep Türkiye insanının kafasın kumdan çıkarmak istememesini ve kasaba ahlakını çok anlaşılır anlatmasıyla kendini sevdirdi. Düşünme yapısından ahlakına alt yapıdan üatyapısına kadar herşeyi ithal olan ülke için yerli ve milli distopya yazmıs bazıları incelerken yerli ve milli değil ama bölgesel bir distopya denilebilir. Okuması akıcı, merak uyandırıcı ve distopyaya aykırı bir sonla bitiyor.
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20061,207 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2020 23:08
Tahsin Yücel son derece güzel bir distopya ile edebiyatımızda çok fazla örneği görülmeyen bu türü taçlandırmış.2073 yılında İstanbul'a götürüyor bizi.Ülkenin nüfusu azalmış, şehir yeniden yapılandırılıp gökdelenlere teslim edilmiş,insanlar işe mekiklerle gidiyor.Bir zamanlar denizlerde yüzülüyor olmasına inanmıyorlar.Eski solcu, şimdinin büyük ve zengin avukatlarından Can,bir müşterisinin işini halledebilmek amacıyla yargının özelleştirilmesini savunur.Sonra işler kontrolünden çıkar. Kitap tam bir kapitalizm ve özelleştirme eleştirisi,seçilen tüm kişiler bir şeyi temsil ediyor bence,simgesel hepsi.Ayrıca kirli politik oyunları, gizli anlaşmaları, rüşveti de gözümüze sokuyor eser.Beni en çok etkileyen yılkı adamlar oldu.Ulaşim için havayı kullanan insanların farkında olmadığı, geçinemedikleri için doğaya sığınan, ölülerini bile gömemedikleri söylenen milyonlarca insan...Üstelik sığındıkları doğa da kurumuş,ölmeye yüz tutmuş ,artık onları barındırmaz hale gelmiş.Okuması keyifli, akıcı, ironi dolu ,güzel bir distopya.Güçlü bir sistem ve adalet eleştirisi. Okurken insan ürperiyor ama içindeki birçok şey günümüzle örtüşüyor çünkü.
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20061,207 okunma
Gökdelen İncelemesi
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2023 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2023 00:29
Gökdelen romanıyla ilk kez Ali Lidar ’ın Hayata Rağmen Edebiyat isimli kitabında karşılaşmıştım. Kitabın Tahsin Yücel kısmında özellikle Gökdelen üzerinde durmuştu Ali Lidar . Gökdelen , Türkiye’den çıkan nadir distopya eserlerinden biri. Sırf bu sebeple bile benim için okunması gereken bir kitap olarak değerlendirebilirim. İlk olarak kitap 2006’da yazılmış. Bu tarih önemli. Neden önemli diyecek olursanız, bu dönem Türkiye’de bir özelleştirme çılgınlığının yaşandığı, Kemal Unakıtan’ın Maliye Bakanı olduğu sıralarda Türkiye Cumhuriyeti’ne ait varlıkların tek tek bazen yok pahasına satıldığı (misal Türk Telekom, Lübnanlı Hariri Ailesine ederinin çok daha altına bir fiyata satıldı, bir kısmı peşin ödendi, büyük bir kısmı ise banka kredisi alınarak ödendi, ama Hariri ailesi banka borcunu kapatmadan Türkiye’den kaçtı), bazılarının ise kar etmesine rağmen yine de elden çıkartıldığı zamanlar. Tüpraş, Petkim, Seka aklıma ilk gelen özelleştirilmiş firmalar. Kemal Okutan, yapılan eleştirilere, “Babalar gibi satıyorum” şeklinde bir cevap vermişti, hala aklımda. Neden bu konuya girdin diye sorarsanız, romanın konusu da özelleştirme ile ilgili. Ve muhtemelen Tahsin Yücel bu özelleştirme furyasından bir nebze de olsa etkilenmiş. Konuyu kitabının merkezine taşımış. Ancak özelleştirilecek olan bu kez bir kamu iktisadi teşebbüsü değil, yargının özelleştirilmesi. Yıl 2073, insanlar artık 550 metrelik gökdelenlerde yaşamaya başlamışlar. Topraktan mümkün oldukça uzak olmak istemekteler. Zira insanlar topraktan ya da yerden korkuyorlar mikroplar, virüsler sebebiyle. İstanbul büyük bir dönüşüm içerisinde. Bu dönüşümün mimarı da ünlü müteahhit Temel Diker. Temel Diker tüm İstanbul’u yıkıp yeniden inşa etmek istemektedir. Kendine örnek olarak New York’u almıştır ve bu amaçla sabah akşam çalışmaktadır. Ancak bir
Türk Edebiyatı
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
Gökdelen
Puan vermedi
Kitap elimden kayıp gitti adeta .. Bu eser distopik değil aslında , müthiş bir öngörünün yazıya dökülmüş hali …Güç yüzüklerini parmaklarına geçirmiş insanların, tüm kaynakları kendi diledikleri gibi kullandıkları bir dünya da değil miyiz ? Yine eserde 2073 yılındaki insanların topraktan korkması , bakteri ve virüs bulaşması endişesi ile yaşaması, kediyi gördüğünde kaçmak istemesi ve ortalıkta kedi, kuş vb hayvanları görmenin mümkün olmadığı bir yer artık hayal gibi geliyor mu ? Yazar biliyordu velhasıl bu eser için distopik olmadığını …O öngörülerini yazdı biz distopik dedik …Okumak lazım bu eseri .. Öngörülen noktaya ulaşmamız zor olmasa gerek …
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
Beğendi
·
2020 23. kitabı
2073 yılında geçen ve yargının özelleştirilmesini anlatan bir distopya olmasına rağmen, koltuklarını sağlamlaştırmak adına iktidarın önce sessiz kalışı, muhalefetin tasarıya hemen olumlu bakışı, Can Tezcan karakterinin siyasi görüşüne güvenerek halkın bir kesiminin durumu sorgusuz kabullenişi ve Cüneyt Ender karakteriyle hedeflenen görüşün gazeteci kimliği aracılığıyla kolaylıkla halka benimsetilebilmesi açısından bana günümüzden çok da uzak şeyler yaşamadığımızı düşündürten bir eser oldu. Kitaptaki ifadeden yararlanarak söylemem gerekirse:Dürüstlüğün tümden yok olmadığını , çıkarcılığın tüm bireyleri tutsak edemeyişini görebilmek adına bu kitabı okumalısınız
Edebiyat
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Şehir Planlama ve Hukuk Kesişiminde Bir Distopya
8/10
·336 syf.··
2022 40. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2022 15:08
Gökdelen'e hukuk ve şehir planlamanın kesişiminde bilim kurgu esintileri taşıyan distopik bir eser diyebilirim. Kitabın ana karakterlerden ilki tüm İstanbul’u Newyork'a dönüştürme hayali olan laz müteahhit Temel Diker diğeri ise çılgın fikirlerin peşinden koşan, haksızlıklarla dolu yargıya tepkili avukat Can Tezcan’dır. Temel Diker İstanbul’u tek tip gökdelenlerle dolu bir labirente çevirme arzusuyla, zaman ile yaptığı yarışta karşısına çıkan her engeli yok etmek için savaşmakta ve bu konuda avukat Can Tezcan’dan destek almaktadır. Temel Diker’in Newyork’unun önündeki en büyük engel ise anılarından ve evinden vazgeçmek istemeyen bir mülk sahibidir. Temel Diker avukatına bu konuyu çözmesi için koşunca mevcut yasalarla sorunu çözemeyen avukat bu sorunu çözmek için yargıyı özelleştirme fikrini öne sürer ve özelleşme sonrasında da yargıyı kendilerinin satın almasını teklif eder. Bu yöntemle artık Temel Diker karşısında kimse duramayacaktır. Kahramanlarımızın bu inanılmaz planlarını ortaya koyma çabaları ile birlikte olaylar patlak verir. Gökdelen; mülkiyet, yargı, hukuk konuları üzerinden yürüyen bir distopya temelinde çürümüş politik bir sistemin aynası olan bir yapıt. Romanda işlenen gökdelen kavramı içine itildiğimiz tek tipleştirme baskısının altını çizerken bir yandan da doğadan kaçışın bir sonucu olarak ifade edilebilir. Romanda ne kadar yüksekteysen o kadar güvende ve mutlu olduğun bir dünya resmedilmektedir. Yazar distopyasına yok olan doğayı, bozulan toplumsal dengeleri ve sessizlik oyunu oynayan medyayı da dahil etmiş. Kitap kesinlikle hızlı tempoda akan bir kitap olmadı benim için ama bence bu kitabın amacı zaten bu değil. Sürekli kafanızda evirip çevirdiğiniz bir tartışma içerisinde yer almak, yeni fikirler duymak ve bunları yorumlamak bu kitap için daha uygun
1000Kitap
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Gökdelen
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 10:04
Bıyık Söylencesi ve Peygamberin Son Beş günü kitaplarını büyük bir keyifle okuduğum Tahsin Yücel’den yüzde yüz yerli ve milli bir distopya ile karşınızdayım. 2007 yılında Balkan ülkelerinin katılımıyla düzenlenen Balkanika Ödülünü kazanmış olan Gökdelen, 2073 yılının Türkiye’sini ele almaktadır. Tahsin Yücel kıvrak zekasıyla öyle bir ülke hayal etmiş ki aslında çok da hayal diyemeyiz. Zira gidişat bu yönde diye düşünüyorum. Hayal ettiği ülkede dağ taş deniz hava okullar hastaneler tüm kamusal alanlar hepsi birer birer satılmış yani kibarcası özelleştirilmiş. Hatta şu an İstanbul’da gördüğünüz o tarihi doku bile yok edilmiş. Kala kala ülke yönetimini sağlayan 3 temel unsur kalmış. Yani yasama yürütme ve yargı. Devamı : kitapofisihakan.com/edebiyat/gokdelen
1000Kitap
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Gökdelen
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 00:44
Merhabalar! Bugün Tahsin Yücel’in 2006 yılında ilk basımını yaptığı, 2007 yılında Balkanika Ödülünü kazandığı kitabı; ‘Gökdelen’ kitabıyla geldim. Yücel’den okuduğum ilk kitaptı, kalemini ve bakış açısını çok sevdim. Diğer kitaplarına da kesinlikle en kısa sürede şans vereceğim diyerek biraz kitaptan bahsetmek istiyorum. 2073 Türkiye’sinden bahsedilen kitapta konu yargının özelleştirilmesi çerçevesinde ilerliyor. Can Tezcan isimli karakterimiz bir avukat olarak yargının devlet tarafından iyi yönetilmediğini ve özelleştirilmesi durumunda bütün vatandaşların yargı konusunda daha memnun olacağını düşünerek bu olaya el atıyor. Bu fikre varmasındaki etken bir kişinin çıkarı olmasına rağmen... Yargının özelleştirilmesi ? Herkesi afallatan bir soru öyle değil mi? Bu işi devletten iyi kim yapabilir ki diyenler ve kim yaparsa yapsın devletten iyi olur diyenler? Herkesin yargıya güvenmesi, kimsenin hakkının yenilmemesi , sınıf farklılıklarının yargıda bir avantaj katmadığı, gerçekten adaletin olduğu bir dünya acaba gerçekten hiç olmuş mudur ya da mümkün müdür? Gökdelenlere gelecek olursam, Temel Diker adındaki bir mimar İstanbul’u New York’a çevirmeye çalışıyor hatta çok daha fazlası katlı gökdelenlerle şehri kendince baştan yaratmaya çalışıyor. Hayvanların nesli tükenmiş, ağaçlar yok olmuş. Geçen ay Bursa’ya gittiğimde gördüğüm binalar geldi aklıma. Her gittiğimde biraz daha yüksekleri dikilmiş oluyor. Yeşil Bursa diye anılan Bursa artık yeşili arar olmuş. Aynı Temel Diker gibi hırsla şehri baştan yaratmaya çalışanların eseri sanki. Kitabı okurken çok fazla ikilemde kaldım, çok fazla düşündüm. Gerçekten tüylerim diken diken oldu. Acaba kendi sonumuzu mu hazırlıyoruz bazı
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
Gökdelen
10/10
·336 syf.··
2022 28. kitabı
Yıl 2073 yer Türkiye. Gökdelenlerde yaşayan,işe mekikle giden zenginler,kendini komünist olarak tanıtan kahramanlar,gökdelen yapmak ve annesinin heykelini boğaza özgürlük anıtı olarak dikmek isteyen şımarık zengin,satılmadık bir tek yargı kalmıştı bu çok iyi fikir diyen başbakan,yılkıya bırakılmış ve gökdelenden görünmeyen insanlar,Amerika’ya satışan deniz…Neresinden okusanız ironi ve hicvin taştığı muhteşem bir eser. Okurken zihninizi sürekli diri tutuyor, mantıklı ya da mantıksız bir sürü fikir tartışılıyor, kitabın büyük kısmı beyin fırtınası olarak anlatılmasına rağmen sıkılmıyorsunuz,yazarın üslubu çok akıcı.Farklı bir eser okumak isteyenlere tavsiye ederim.
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma

Yazar Hakkında

Tahsin YücelYazar · 41 kitap
Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı. Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı. Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı. 1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi. Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.