İnsan olarak hayatta öğrenmeye çalıştığımız derslerden biri de gerçek sınırlarla inandığımız sınırları birbirinden ayırmak. Jaspers gerçek sınırlamızla ilgili olarak bize çok işe yarar bir liste verir; öleceğimiz, acı çekeceğimiz, suçluluk yaşayacağımız, şansa tabi olduğumuz kesin. Bunlardan başka ''mecburum'' veya ''imkansız'' dediğiniz bir sınır; gerçek sınırınız değil. ''Hayatta sigarayı bırakamam'', ''Hayatta ayrılamam'', ''Mecburum bu işi yapmaya'', ''Sinirli biriyim, sakin olamam'', ''Ben de böyleyim, beni böyle kabul etsinler'', ''Ne yapayım, mecburum''. Çok üzgünüm ama hepsi birer yalan. Kendi kendimize söylediğimiz yalanlar.
...nefret ettiğimiz kişilerde kişilerde veya gruplarda her daim kendimize izin vermediğimiz, sahip çıkmak istemediğimiz bir potansiyelimizi görürüz. Gördüğümüz bize dairdir, ötekine ait değildir.
Masonların dünyayı nasıl kapalı kapılar ardında yönettiğini öfkeyle, ağzının suları aka aka anlatan birinin güç ile bir meselesini varsayabiliriz. Romanların nasıl da başkalarının sırtından geçinerek nesiller boyu yaşadığını ifade eden birinin başkaları tarafından bakılmaki başkalarının yardımıyla ayakta kalmakla ilgili derin bir problemi olğunu söyleyebiliriz. Yahudilerin ne kadar aç gözlü, sürekli biriktiren, cimri insanlar olduklarını söyleyen birinin daha fazlasını istemek veya imkanlara sahip olmakla ilgili bir yarası olduğunu düşünebiliriz....
Ve bu iddiaların hiçbiri ne masonlarla, ne romanlarla, ne yahudilerle ilgilidir; direkt olarak kimin ağzından çıkıyorsa onunla ilgilidir.
Sayfa 174 - Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş.
İman ettiğiniz o nokta varmak istediğiniz fener ise, denizde çıkan dalgaları da hesaba katarak oraya doğru ilerlememiz gerekir; dalgalara küfrederek veya olmamalarını hayal ederek değil.
Başarının tanımı çok zor. Varoluşçu bir açıdan bakacak olursak, başarının standartları olmamakla beraber kendinizi bütün ve akışta hissettiğiniz, anlam bulduğunuz ve kendinizi adadığınız herhangi bir yer başarılı olduğunuz bir zamana işaret eder.
Dış standartlara göre başarımızı değerlendirmek bizi hem sahte ve soyut bir mezuraya göre kendimizi yargılamaya hem de hiç dinmeyen bir memnuniyetsizliğe sürükleyecektir. Çünkü her zaman sizden daha iyi, daha güzel, daha yakışıklı, daha çok para kazanan, daha çok ülke görmüş, daha güzel diplomaları olan, daha güzel evi, arabası, eşi, çocukları olan insanlar olacak. Size göre. Yoksa aslında böyle bir karşılaştırma, sıralama ve yarış gerçekten yok.
Önemli olan siz hangi alanda, nasıl bir hayatta kendinizi var etmek istiyorsunuz: İnsan olarak bize düşen, kendimizi adayabileceğimiz ve anlam bulabileceğimiz yerlerde var etmek. O yerleri bulmak. O yerleri aramaya cesaret etmek. Bize gösterilenin ötesine bakabilmek.
Sayfa 159 - Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş.