Aslında, biz bir yığın yalnızız, yine de karmakarışık bir halde yuvarlanıyoruz, bizi birbirimize katarak tek başımıza bırakmaya devam eden şeyin kurbanıyız.
Yitik kitle kaosun eseridir, o kaostur ve kaosa geri döner, bu kitlenin ölümüne ağlayacak değiliz, çünkü o gölgeler ordusudur ve kavruk kalmış, gelişememiş gölgelerin ancak ikircilliğin bağrında sahte bir yaşamı olabilir.
Düzenin yasası yitik kitlenin kurtarılamayacağı yönündedir ve bu kitle, sürüyle çoğalarak ve bıkıp usanmadan sayısız kurban vererek soluksuz kalana dek üremeyi kendi yitiminin tesellisi kabul ediyor.
İnsan ile hayvan arasındaki ayrım, bir tür olarak insanın kendi içinden kurulur; yalnızca en iyi olan, sürekli olarak en iyi olduğunu kanıtlayan ve "ölümsüz bir namı, fani işlere yeğleyen"dir gerçek anlamda insan; doğanın onlara vereceği zevklerle yetinenler hayvanlar gibi yaşar ve ölürler.