Rabbim, zannederler mi ki günah, kapımı çalmaz, suç elimin ayağımın yolunu bilmez. Gölge, güneşin hatâsı değildir. Eğer şu kesif vücut, yere gölgesini salıyorsa, hâşâ bu senin değil, sâde onun kabâhatidir.
- Bu dünyâda en büyük mârifet küçülmektir. Küçül! Küçülmekten korkma... bil ki insanlar, küçüldükleri nisbette büyürler...
Canım sıkılmıştı. Ne ise ki şaşırmadım:
- İyi ama, beni uykumdan uyandırırken ilk söz, büyümeyi istemek şirkinden sakınmamı söylemen olmamış mıydı? diye bağırdım.
Gülümsedi. Meğer bu, onun beni ilk sınaması imiş.
Bilmem acaba biz insanlar, dâima ölçüsü ölçümüzü tutmayan fikirleri de giymekte ısrar ettiğimiz için midir ki gülünç ve zavallı olmaktan kurtulamamaktayız?
"Bana dudak büküp diyorlar ki, sen bir demir parçasısın. Onlara, evet doğru... diyorum; bir demir parçasıyım; fakat ateşe girip yumuşamış, ateş kesilmiş bir demir parçası. İnanmazsanız uzatın elinizi ve beni tutun!"