Bir bardak suya boşanan diyenlere...
Kadının evde iş yapması demek bir erkeğin ayak işini özel yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez. 1 bardak suyu isteyen ayakkabısını sildirtiyor. Yetmiyor. Elde yıkanacak bir küçük parça minik eşyasını bile sana kitliyor. Yetmiyor. Yatağını yapmıyor eğer ayrı odada uyumak istiyorsa. Bu da yetmiyor. Zaten yapılmış yemeği sen başka odadayken bir tabağa koyup yiyemiyor. Hadi, onları koydun önüne! Bu kez "bu eksik, şu eksik" diyip iki adım ötesindeki şeyi de kendi istiyor. Bunları babam benden istiyor. Evli olmasam da evli kadınların neden 1 bardakla boşandığını anlıyorum. O bir bardak değil. Sürekli suyu senden genelde istiyor. Bir sürü ayak işi istiyorlar. Peki, ben neden çekip gitmiyorum? Çünkü babam. Biyolojik bağım var. Ama elin adamı sırf para kazanıyor diye her ayak işini bir kadına yaptıramaz. Kadın ev hanımıysa yemeği yapar. Evi temizler. Çocuğa bakar. Gerisi erkekte. Kendi kişisel işlerini de yapsın. Bebek değil. Babam, erkek kardeşim ense traşını da benden istiyor. Elin adamı istese sürekli mesela yapmazdım. Gidip kuaförde yaptır biraz da derdim. Hiçbir kadın sırf çalışmıyor diye biyolojik bir bağı falan da yoksa arada katlanmak zorunda değil. Ben aileme bile kısa süreliğine katlanıyorum. Uzun vadede değil. Bunlar kadının işi değil. Aşk falan hikaye. Ben kan bağına bakarım. Kan bağımın olmadığı bir adamın eli kolu tutuyorsa kendi kişisel işini yapar. Felç falan veya hasta da değilse paşa paşa işini yapacak. Erkek bir eş eve para getiriyor ama kadının kişisel işini yapmıyor. Genel eve para getiriyor. İşte kadınlar da ev hanımıysa evde çalışır ama erkeğin ayak işini yapmak zorunda değil çünkü erkekte onun ayak işini yapmıyor.
1000Kitap
Reis az önce omuz ağrısından ense sertliğini akıl edip mca anevrizması tanısı koydu. Bayıldık.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sökülmüş çelik iradesiyle Diğerlerinin avlusunda gözyaşlarını döken O kuşkulu kurt içeri girsin de yesin Diyerek bütün malvarlığı, Gece acılarını sunsun boğazına yapışmış telve zarıyla Ve bir kuyruklu yıldız Gelip otursun ense köküne insanlığın Böyle silker omuzlarından korkuları, Uzanır ölümleri içmek için Bir gözün diğerinin acısına Ortak olamadığı şu kaknem yerde Biçebilmek için hem esnemiş Haliyle hem de rahat koltuklarında Yaşadım demeden önce, İşte ölebildim! Diyebilmek için, Diğerlerinin vicdanı kömür karası yüreklerine Yanardağları dökercesine.
Şiir
Bugün fark ettiğim bir şey var. Hâlâ uzun saç veya orta boy saçlar toplumda tutuyor. Kısa saç moda olsa bile çoğunlukla tercih edilmiyor. Nenem saçımı kısa kestirdiğimde kızmıştı. Omuzun tam üstüne geliyordu. Tam ense bitimiydi. Kahküllerime kızmıştı. Uzun saçı güzel buluyormuş. Sanırım eski toprak olduğu için uzun saçın bu çağda tartışmasız olduğunu düşünüyor ama bence yanılıyor. Konuştuğum bazı kadın ve erkekler uzun saç veya orta boy kesim kadında severken kısa saç seven insanlar da vardı. Öte yandan kadının saç uzunluğuna değil, ona gidip gitmediğine takan bir kesim de vardı. Çocukken sevdiğim bir erkek vardı. Kısa saçlarıma çirkin dediği için ben altı yedi yaşlarındayken travmam olmuştu. Uzun süre orta boy saç kullandım. Ancak zamanla büyüdüm. Üniversitede saçlarımı küt kesim yaptırdım. Saçımı kısa kestirmemem gerektiğini söyleyen erkek arkadaşım oldu. Ondan sonra ayrıldım. Ama asıl ayrılık nedenim bu değildi. Saçımı kısa kestirip kahkül yapıp kızıla boyatırsam yakışmaz diyen kadınlar oldu. Takmadım. Bir kadın arkadaşım kısa saç sana yakışır diyince cesaret ettim zaten kafamda da olan saç modeli varken. Üniversite üçüncü sınıfta saçlarımı kestane kızılı yaptırdım olmaz diyenlere inat. Yakışmaz dediler. Gitti. Saçımı kahkül yaparsam alnımın dar olduğu için gitmeyeceğini söyleyen oldu. Yaptım. Gitti. O yıl karakteristik bir tarz yapmıştım. O saç rengi kimsede yoktu. Ben de de harika durmuştu. Herkes bayılmıştı. Önceki halimden çok daha farklı ve bambaşka görünüyordum. Daha özgüvenli yapmıştı. Yanıldıklarını onlar da kabul etti.
1000Kitap
Kavga varken oturup ense yapan adam haindir..
Bir çay yap bir çay içelim Koyu bulutlu zamanlar öyle dağılır Ve gider bu hüzün havası. Sardunya konuştu sanki bahçemde Dedi ki kış ben var mıydım Sonra dans etti yaprakları mayıs kokusunda. El alem değildir umut dedim ben de Ense kararmayacak çay içilecek Şiir yazılacak güzel şeylerden, gelecekten… Ali İhsan Konuklu