"Ulus" kavramının ezelden beri var olan doğal bir yapı olmadığını, 18. yüzyıl sonrası burjuvazinin pazar yaratma ihtiyacıyla icat edilmiş bir "ideoloji" olduğunu kanıtlayan Marksist bir tarih şaheseridir. Hobsbawm, milliyetçiliğin kökenindeki o kurgusal yapıyı, dilin, eğitimin ve medyanın ulus-devlet inşasındaki rolünü materyalist bir titizlikle ortaya koyar. Şovenizmin ve faşizmin ideolojik temellerini sarsan bu eser, işçi sınıfının neden ulusal değil enternasyonal bir bilince sahip olması gerektiğini teorik olarak temellendirir. Resmi tarih ve milliyetçilik masallarına karşı aşılmamış bir bilimsel silahtır.