Kim daha çok insan ve kim daha çok barbar: şarkıcının sıradan kıyafetini görüp de hiddetle masadan kalkıp kaçan, onun emeğine bir karşılık olarak mülkünün milyonda biri olsun vermeyen ve şimdi karnı tok, aydınlık yatak odasında oturmuş huzur içinde Çin meseleleri hakkında fikir yürüten, orada gerçekleştirilen cinayetleri haklı bulan şu lort mu, yoksa yirmi sene boyunca kimseye bir kötülük etmemiş, hapishaneyi göze alıp cebinde tek bir frankla dağları ve ovaları yürüyerek aşan, kendisine hakaret eden, bugün neredeyse üzerine saldıracak olan insanları şarkıyla teskin eden ve aç, yorgun, mahcup bir halde kim bilir nerede, kokmuş samanların üzerinde yatıp uyumaya giden şarkıcı mı?
Halkın sağduyusunu savunanlar ne derlerse desinler, kalabalık dediğiniz en iyi ihtimalle iyi ama birbirlerine hayvani ve şehevi yanlarıyla temas eden insanların sadece insan tabiyatının zaaflarını ve zalimliğini ifade ederek bir araya gelişidir.
Dört farklı karakterin, dört farklı hikayesi. Zamanın farklı dilimlerinde veya hepsine yaşıyorlar. Birbirleriyle çizgilerde kesişiyorlar, hiçbir şey değişmiyor ama her şey farklılaşıyor. Bla bla bla. Açıkçası değişik bir hikaye. Okurken haaa güzel bağlantı diyorum ama bir bakmışım ne alaka diyorum. Sonunda da pek bir yere bağlanmadı. Okusanız da olur okumasanızda.