Evlilikte mutluluk tümüyle şans meselesidir. Taraflar birbirlerini gayet iyi tanısalar da, hatta baştan çok benzer olsalar da, bu, mutluluklarına en ufak bir katkıda bulunmaz. Sonradan daima değişmek için çırpınır, başlarını derde sokarlar; hayatını birlikte geçireceğin kişinin kusurlarını ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.
Kim daha çok insan ve kim daha çok barbar: şarkıcının sıradan kıyafetini görüp de hiddetle masadan kalkıp kaçan, onun emeğine bir karşılık olarak mülkünün milyonda biri olsun vermeyen ve şimdi karnı tok, aydınlık yatak odasında oturmuş huzur içinde Çin meseleleri hakkında fikir yürüten, orada gerçekleştirilen cinayetleri haklı bulan şu lort mu, yoksa yirmi sene boyunca kimseye bir kötülük etmemiş, hapishaneyi göze alıp cebinde tek bir frankla dağları ve ovaları yürüyerek aşan, kendisine hakaret eden, bugün neredeyse üzerine saldıracak olan insanları şarkıyla teskin eden ve aç, yorgun, mahcup bir halde kim bilir nerede, kokmuş samanların üzerinde yatıp uyumaya giden şarkıcı mı?
Halkın sağduyusunu savunanlar ne derlerse desinler, kalabalık dediğiniz en iyi ihtimalle iyi ama birbirlerine hayvani ve şehevi yanlarıyla temas eden insanların sadece insan tabiyatının zaaflarını ve zalimliğini ifade ederek bir araya gelişidir.