9/10
·122 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:56
Hüseyin Rahmi’nin Efsuncu Baba’sı; oldukça kısa, olay örgüsünün sonunu fazlaca belli eden ama okuması son derece keyifli ve komik bir metin. Yapıttaki betimleme ve içsel düşünce akışının asgari düzeyde tutulup diyalogların bu denli baskın kılınması, bende bir an roman değil de adeta bir tiyatro metni okuyormuşum şüphesi uyandırdı; nitekim eser bu haliyle sahneye uyarlanmaya fazlasıyla müsait bir yapı sergiliyor. Gerçi Hüseyin Rahmi’nin anlatı evreninde bu tarz hareketli ve diyalog odaklı bir üsluba meyyal olduğu bilinir, fakat bu eserde söz konusu teknik özelliklerin çok daha radikal biçimde öne çıktığını düşünüyorum. Yazarın İttihatçılara yönelik mesafeli duruşu malum bir meseleyken, buradaki (Hayalperest) Enver Paşa hicvini, hiçbir gerçekliği olmayan tılsımlara ve batıl inançlara takıntılı bir meczup olan "Enverî" karakteri üzerinden bu kadar sarih şekilde kurması oldukça dikkat çekici. Eserin yayımlandığı 1924 yılı göz önüne alındığında, bu eleştirinin kronolojik olarak biraz gecikmiş bir hesaplaşma olduğu hissine kapılsam da mutlakiyet ve meşrutiyet gibi köklü kırılmaları bizzat tecrübe etmiş bir aydının şahsi tanıklıklarını, dönemin zihniyet dünyasını anlamak adına tarihsel açıdan çok kıymetli buluyorum.
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 202110,9bin okunma
Puan vermedi·500 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:38
Dokunmadan Sadi Seber, ayağa kalk büyüğün geldi: Enver… Kitabı size bıraktım, yine klasik aventür roman, yine kalsik Murat Menteş kitabı. Ben sadece Enver karekterinin hayranı oldum, Sadi Seber’in Enver’in yanında ergen aşık kaldığını söylesem yeter, Dokunmadan’ı sevenler anlar…
1000Kitap
Korkma Ben VarımMurat Menteş · Everest Yayınları · 20269,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İdare eder ama fazla taraflı ve yüzeysel bir kitap
5/10
·128 syf.·
2026 21. kitabı
Yazar ıttihad ve terakki yi darbeci olarak anlatıyo ve işin komik tarafı alman kuklası olduğunu söylüyo Atatürke de alttan alta ingilizlerin çıkarlarını korudu ondan Atatürk döneminde yabancı devletler bizle uğraşmadı gibi şeyler söylüyo başlangıç olarak ordudan bahsediyim ittihat ve terakkiden öncesindeki durumu ve sonraki durumu karşılaştıralım Abdülhamid askerin güçlenmesinin iktidarına zarar vereceğini tahta çıkarken gördüğü için liyakatli olanlar yerine sadık olanları üst mevkilere getiriyo Abdülhamid tarafından bakınca mantıklı ama ittihatci lar ülkenin okumuş kesimi ve oldukça da potansiyeli olan insanlardan oluşuyo liyakatsiz ama sadık insanların onların olması gereken konumlara gelmesini adil bulmuyolar ve de istibdattan bıkmış durumdalar mevcut durumun değişmesini istemeleri gayet normal ve bildikleri önemli bir şey var ordu zayıf olursa Osmanlı asla birarada kalmaz Abdülhamid in İslamcılık politikası kağıt üstünde mantıklı ama o dönemde hilafetin hiçbir gücü yok eğer gücü olsaydi Osmanlı Cihad ilan ettiginde bizim yanımızda kalirlardi ama onlar bizim yanımızda olmayı bırak karşımızda yeraldilar onları savunmaya giden askerlerimize saldırdılar Ümmet treni olayını araplar bayram olarak kutluyor hatta müzede sergiliyolar bizim savaşa girmemize gelince ingilizler kabul etmediler biz de alanların yanında savaşa girdik diye bisey yok almanlar bizi kendi taraflarında istemiyorlar Avusturya Macaristan bizi yanlarında istiyorlar Sırbistan iki tarafta sıkıştırip hızlıca işgal etmek için ve almanlari onlar ikna ediyo ve de bizim savaşa girmeme gibi bir şansımız yok çünkü o dönem rusylarin ihracatı ve ithalatı İstanbul ve Çanakkale üstünden yapılıyo biz boğazları kapatmazsak almanlarla problem yaşardık ve ingilizler bizim asla arkamızda durmazdı kapattığımız için de
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk BirliğiMurat Atalay · Bilgeoğuz Yayınları · 20109 okunma
6/10
·384 syf.··
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Kitaba başlarken açıkçası Osmanlı'nın son dönemine, devlet yapısına, ordusuna ve siyasi olaylarına dair daha yoğun bir içerik bekliyordum. Ancak kitapta beklediğimden çok daha fazla coğrafi gözlem ve seyahat notu ile karşılaştım. Moltke'nin Anadolu'nun büyük bölümünü dolaşmış olması ilginç olsa da, uzun coğrafi tasvirler benim ilgimi tarihî ve siyasi bölümler kadar çekmedi. Buna rağmen özellikle Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile yaşanan savaşları anlattığı bölümler ve II. Mahmut dönemi hakkındaki değerlendirmeleri dikkatimi çekti. Osmanlı ordusunun eksikleri, devlet yapısındaki sorunlar ve dönemin yönetim anlayışına dair gözlemleri oldukça ilginçti. Ancak bazı bölümlerde sanki bütün doğruları önceden kendisi görmüş, söyledikleri yapılmadığı için olaylar bu şekilde sonuçlanmış gibi bir anlatım hissi de aldım. Ne kadar haklı olduğu kadar, o dönemin şartlarında bu önerilerin ne kadar uygulanabilir olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Genel olarak kötü bir kitap olduğunu söyleyemem. Özellikle Osmanlı'nın o dönemine ilgi duyanlar için değerli bilgiler içeriyor. Ancak benim için çok etkileyici bir okuma da olmadı. Bazı bölümlerini ilgiyle okurken, bazı bölümlerde ise ilerlemekte zorlandım. Yine de farklı bir gözden Osmanlı'yı görmek açısından okunmaya değer bir eserdi.
Moltke'nin Türkiye MektuplarıHelmuth von Moltke · Remzi Kitabevi · 201687 okunma
8/10
·104 syf.··
2026 46. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
Necip Mahfuz gerçekten muazzam bir yazar. Bu kadar güçlü kalemle tanışmayan varsa vakit kaybetmeden tanışmalı. Mısır’ın batıya açılan kapısı olarak görülen devlet başkanı Enver Sedat bir suikaste kurban gitmiştir. Sonrasında ise ülkeyi bekleyen açlık, kriz, kaos ve otorite boşluğu tam bir curcunaya sebep olmuştur. Tüm bunların yanında evlenme hayali kuran iki gencin hayalleri de Enver Sedat ile birlikte gömülmüştür. Çılgın bir kitap Akıcı bir dil Tarihe tanıklık. Sürpriz son. Okumayan kalmasın.
1000Kitap
Başkanın Öldürüldüğü GünNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2018485 okunma
Bir kahramanın acı sonu
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Arap ihanetine uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa reisi Süleyman Askerî Bey intihar edecektir. Onun kaleminden ise şu sözler dökülecektir; "Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız. Steplerin kurdu, Arslan'ı, göklerin kartalıyız." Tarih sahnesinde nice kahramanların hikayesini yazılmıştır. Ama Süleyman Askerî Bey'in yeri ayrıdır. Türk ordusunun en şerefli subaylarındandı. Sorumlu olduğu birliği harp alanında bizzat en ön cephede yürüyemez halde ve yaralı olmasına rağmen yönetecek kurmaydı. Süleyman Askerî Bey Edirne askeri okuluna iken orada öğrenim gördüğü süre boyunca Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü ile dost olmuştu. Bu bağlantının ileride Türk teşkilatının gizli yapılanmasına katılmasını sağlayacaktı. Harp akademisinden mezun olup Osmanlı ordusuna Yüzbaşı rütbesi ile katılmıştır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok geçen Süleyman Askeri Bey; Makedonya'da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli'de II. Abdülhamit'e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı bir insandı. 2. Abdülhamid'i tahttan indirecek olan harekat ordusuyla İstanbul'a gelen Askeri Bey 4 Eylül 1909 yılında kolağası olmuş ve Bağdat'a jandarmaları organize etmek için gönderilmiştir. Trablusgarp savaşı sırasında işgal teşebbüsü karşısında kılık değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi'ye gelmiş, Enver ve Mustafa Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. II. Balkan Savaşı sonrasında Bulgarlar ile yapılan İstanbul Anlaşması öncesinde Garbî Trakya Hükümeti'nin kurulmasını sağlamıştır. Teşkilât ı Mahsûsa'nın resmen kurulmasından sonra,ilk başkan olarak teşkilatın yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini düzenlemiştir. Süleyman Askerî'nin kısa ve kariyerinin en önemli evresini 1914-1915 yıllarında Irak'ta yaptığı faaliyetler oluşturmuştur. Süleyman Askerî 3
Süleyman Askerî BeySüleyman Tekir · Kronik Kitap · 0235 okunma