"O (Besmele), Allahu Teâlâ'nın isimlerinden bir isimdir. Onunla Allah'ın en büyük ismi (İsm-i Azam) arasında ancak, gözün siyahıyla beyazı arasındaki kadar yakınlık vardır. Yani o kadar yakındırlar."
—(Hakim, el-Müstedrek:1/738 No:2027)
Hüsnüniyet, her şeye, herkes ve her insana kendisini ifade hakkı tanımaktır. Tanımadan, bilmeden ve anlamadan hüküm vermemektir. Tanımadan, bilmeden bir şey hakkında kötü zanna kapılmak zihni ve zekâyı daraltır; iyi niyet beslemek ise zekâyı genişletir.
Düzgün, yaşamdan lezzet alan, sevecen ve bilge insanların hayatlarına dikkatle baktığımızda, onların en çok da şartlanmışlık, önyargı ve suizandan uzak kaldıklarını görürüz. Buna karşılık olabildiğince hüsnüniyet sahibi oldukları gözlenir. Hüsnüniyet (yani başlangıçta önyargısız olmak), yarışa avantajla başlamaktır.
Bir Japon profesör, su ve çiçekler üzerinde yaptığı bir araştırmada, kötü söz ve iyi sözün suyun yapısı üzerinde derin etkiler yaptığını tespit etmiş, övücü sözlere muhatap olan suyun kristalize olduğunu belirlemişti.
Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan bu çalışmaya göre, güzel ve övücü sözlere muhatap olan su berraklaşıyor ve kristalize bir yapıya kavuşuyordu. Hakaret edilen ve kötü söz söylenen su ise yapısını bozuyor ve daha erken bayatlıyordu. Elbette aynı hal, yüzde 80'i su olan beynimiz için de geçerlidir.