Genç, "Babam iyi mi?" diye sayıklıyor, mahalleliler "Babasının öldüğünü söylemeyin," diye birbirlerini tembihliyordu. Yaşamak mıydı şimdi bu? En değerlilerini kaybetmişse insan, dileği yaşamak mı olurdu ölmek mi? Tanık olduklarımı unutmak isterdim ama kuvvetli hafızam, lanetimdi artık benim.
Ve her yerde aynıydı çaresizlik. İnsan, bir acıyı çekmeye mahkum edilmişse kaçamıyordu kaderinden. Adımları birbirine dolanıyor, koşamıyordu. Öylece eli kolu bağlı vaziyette, mahkum edildiği şeyi yaşıyordu.
Havanın Adları // Alberto Ruy-Sanchez
Yankılanan seslerin şehri Mogador rüzgârlarında salınım yapmaya devam ediyorum.
Alberto Ruy-Sanchez’in "Mogador Beşlisi" serisinin ikinci kitabı olan Havanın Adları; rüya ile gerçeğin, Doğu mistisizmi ile tensel arzuların iç içe geçtiği çok katmanlı bir anlatı.
Şehirden ziyade karakter odaklı olan #havanınadları , konuşmayan, dünyayı duymayan, dalgın, kederli ve melankolik Fatma’nın varoluş sorgulaması; Meksikalı yazarın kaleminden arzulara ve ışığa dair çarpıcı bir anlatıya dönüşüyor.
Fatma’nın gizemi, metin boyunca okuru kuşatan bir atmosfer yaratıyor. Hikâye, varoluşundaki sırla çevresindekileri hem büyüleyen hem de onlara yabancılaşan Fatma karakteri etrafında şekilleniyor.
Özetle; Havanın Adları, geleneksel bir kurgudan çok, melankolinin ve tutkunun izini süren, okuru imgelerle bezeli bir atmosferde gezdiren bir keşif niteliğinde.
Serinin ilk kitabındaki büyülü kurguyu çok daha fazla beğenmiş olmama rağmen, bu eser beni tam olarak tatmin etmedi. Fatma’nın öyküsünün ucu açık bırakılması bende bir yarım kalmışlık hissi uyandırdı. Belki de üçüncü kitap, bu gizemi aydınlatmamı sağlayacaktır; bekleyip göreceğiz.