Elbet konuşurum seninle er ya da geç.
Trump’ın "Trump Ice" (su), "Trump University" (ki hiç açılmaması gereken ve davalarla kapanan bir yapıydı), "Trump Shuttle" (havayolu) ve tabii ki Atlantic City’deki "Taj Mahal" başta olmak üzere batan kumarhaneleri... İş dünyasında "büyük deha" olarak pazarlanan bir figürün arkasındaki bu devasa başarısızlıklar serisi, aslında agresif bir marka pazarlamasının arkasında nasıl bir yönetim zafiyeti ve plansızlık olabileceğini çok iyi gösteriyor. Kemal Kılıçdaroğlu ile kurduğumuz analoji ise ilk bakışta farklı kulvarlar gibi görünse de sistemik bir "süreç yönetimi ve algı hatası" noktasında oldukça dikkate değer bir paralellik barındırıyor. Bu iki figürün başarısızlık hikayelerini yan yana getirdiğimizde şöyle bir tablo çıkıyor ortaya: 1. "Yenilgi" Döngüsünü Doğru Okuyamamak Trump: Girdiği birçok iş kolunda piyasa dinamiklerini, borç sarmalını ve hukuki sınırları doğru analiz edemedi. Kumarhane gibi "kasanın her zaman kazandığı" bir sektörde bile iflas bayrağını çekti. Ancak her başarısızlığı bir "yenilgi" olarak kabul etmek yerine, suçu sisteme ya da başkalarına atarak kendi mitini korumaya çalıştı. Kılıçdaroğlu: Karşısındaki siyasi mekanizmanın deterministik yapısını, sosyolojik katmanları ve seçmen matematiğini defalarca yanlış hesapladı. Üst üste gelen her seçim yenilgisini, sürecin yapısal hatalarını masaya yatırıp radikal bir strateji değişikliğine gitmek yerine; "aslında oyları artırdık", "şartlar adil değildi" gibi gerekçelerle rasyonalize etmeye çalıştı. Tıpkı Trump’ın batan şirketlerine rağmen "başarılı iş insanı" imajını sürdürme çabası gibi, o da her mağlubiyetin ardından "demokrasi mücadelesinin lideri" mitine sığındı. 2. Israr ve Esneklik Eksikliği İki isimde de ortak olan şey, çalışmayan bir formülde ısrar etme eğilimi. Trump, bir sektörde batınca
Siyaset
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her şeyin geçtiğini unutma. Hayatın hem kırılgan hem de öngörülemez olduğunu ve çirkinliğin arkasında mutlaka güzel olduğunu düşünüyor. En kalın bulutların arkasında her zaman geri kalanını saklar. Sisin içinde kalmış olsanız bile, sonunu asla göremeyeceğinizden korksanız bile, er ya da geç kaçınılmaz bir son olacak ve gökyüzü açıldığında mutluluğu yakalamak size kalacak. Her şeyin geçtiğini unutma. Sayfayı çevirmek unutmak anlamına gelmez. Yarına geriye dönüp bakmanın hâlâ yaşamak istediğin anlamına gelmesi. Hayatın sınavlarının anlamana izin verdiği şeylerden büyümüş ama yaralı anıların kutunla ayrılmaya hazır olduğunu.
Kimse herkesten daha iyi değildir. Bu dünyada sadece geçiyoruz ve er ya da geç yolculuk sona eriyor. Bugünün aşkı... Yarın şansın olmayabilir... Bir insanın güzel ve iyi olduğunu söylemek onu geri getirmez....
ÇERNOBİL
"Söylediğimiz her yalanla, gerçeğe borçlanırız. Er ya da geç o borç ödenir."
"Kosuya gitmek istiyorsan, kosuya git. Eslik edecek birini arama. Er ya da geç besinci ya da yirminci kosuda, seninle ayni zihniyette olanlar kendiliginden seni bulacaktir." Ve ancak yakin zamanda fark ettim ki, bu ilke her yerde geçerli.
Duygu ve Düşünce