İnsan yaşamına çok boyutlu bakış
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
William Roseberry, yazıktır ki hızla gelişen kansere yenik düşerek 50 yaşında vefat etmiş değerli bir Amerikalı Marksist antropolog. Klasik bir marksist değil, evrimci ya da aşamalı gelişimci tarihsel materyalizmin kusurlu olduğunu, insanların yaşam deneyimlerin üreyen öznel değerlendirmelerinin ve yaşamlarındaki etkinliklerinin önemini, bu doğrultuda tarihsel değişimin öngörülemezliğini düşünen ve bu yaklaşımına uygun incelemeler yapan bir bilim insanı. Makalelerinden derlediği bu kitabının başlığından da anlaşılabileceği gibi, bütün toplumların er veya geç uyduğu tek bir tarih değil, "tarihler" vardır. Bu kitaptaki makaleler daha çok kapitalizmi ve bununla bağlantılı olarak işçileri ve antropolojinin klasik araştırma öznesi köylüleri ele alıyor. Tek yönlü, mutlak sömürü gibi etkinlik değil, buna verilen karşılıkları da hesaba katınca çift yönlü bir etkileşimin gerçekleştiğini, kısaca kapitalizmin düzensiz bir gelişme gösterdiğini ortaya koyuyor. Muhalif siyasete duyarlı bir antropolog olarak, son makalesinde, alternatif topluluk imgelerinin inşa edileceği kültürel şekil ve simgeler, ayrıca bu imgelerin siyasal ifade alabilmesini sağlayan örgütsel veya kurumsal oluşumlar üzerinde duruyor. Çünkü, "kültürel metinler" (cultural texts) aynı zamanda yorumlardır. Bu metinlerin yazarları ve dinleyicileri ve de vaaz ettikleri eylemlerin sonuçları vardır. Verdiği birçok örnek arasından Nikaragua Sandinista Devrimi dikkat çekici. Faşist ve komprador Somoza'nın devrilmesi, hem büyük, görece örgütlü olmayan ve dik, çok-sınıflı "hayali" bir topluluk (Benedict Anderson'un "hayalî cemaat"ine benzer bir şekilde), hem de çok daha küçük, sıkı bir şekilde örgütlü, yatay, sınıf temelli hayali bir topluluk sayesinde gerçekleşmiştir.
İnceleme
Anthropologies and HistoriesWilliam Roseberry · Rutgers University Press · 19891 okunma
9/10
·280 syf.··
2026 175. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:11
~Dorian Gray'in Portresi Herkesin çooook severek okuduğu ve fav kitabı olan o roman için inceleme yazmazsam olmazdı :) Son zamanlarda okuduğum en etkileyici klasiklerden biri oldu diyebilirim. Kitap, genç ve çok yakışıklı olan Dorian Gray'in, ressam Basil Hallward tarafından portresinin yapılmasıyla başlıyor. Dorian, güzelliğini ve gençliğini kaybetmek istemediği için bir dilekte bulunuyor; kendisi hep genç kalırken yaşlanmanın ve yaptığı kötülüklerin izlerini portresinin taşımasını istiyor (tabiii nereden bilsin bu dileğinin gereçekleşeceğini). Hikâyenin en ilgi çekici yanı da bu noktadan sonra başlıyor diyebiliriz. Dorian, Lord Henry'nin etkisiyle hayatını sadece zevk ve eğlence üzerine kurmaya başlıyor. Henry’nin okuması için verdiği kitap bu konuda onu oldukça etkiliyo. Özellikle oyuncu Sibyl Vane ile yaşadığı ilişki ve sonrasında ona karşı acımasız davranması (aşırı sinir bozucu bir durumdu halbuki kızın tek suçu onu sevmekti), karakterindeki değişimi açıkça gösteriyor. Sibyl'in başına gelenler, Dorian'ın portresinde ilk değişikliklerin görülmesine neden oluyor ve bu olay hikâyenin dönüm noktalarından biri oluyor. Kitap ilerledikçe Dorian giderek daha bencil ve vicdansız birine dönüşüyor. Buna rağmen dış görünüşü hiç değişmiyor. Hep portresinin çizildiği yaşında kalıyor. Yıllar boyunca yaptığı hatalar ve işlediği kötülükler yalnızca portresine yansıyor. Bu yüzden Dorian portresini herkesten saklayıp onunla yüzleşmekten korkuyor. Çünkü portre aslında onun gerçek karakterini ve iç dünyasını temsil ediyor. Anlık bir cinnetle Basil’i öldürmesi de cabası. En sonunda da tüm acılarına son vermek için kendini öldürüyor. Buna pekala beklenilen bir son diyebiliriz. Genel olarak toparlamak gerekirse bu kitapta dış görünüşün geçici olduğunu, insanın karakterinin ve
Duygu ve Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:17
"Çocukluğumu aramak bir rodeo atına binmek gibiydi; er ya da geç üzerinden fırlatılacağımı biliyordum." Alex Schulman kitaplarını okuduysanız az çok tahmin edersiniz ki, hikâyelerin sonu bir şekilde çocukluk travmalarına çıkar. Bu beni nedense hiç rahatsız etmiyor. Aksine okuduğum her kitabında düğümler çözüldükçe "Oh be!" diyor, adeta baş karakterle birlikte ben de yüklerimden kurtuluyorum. Öğretmenlik yapan kırk beş yaşındaki Vidar'ın, iki yıl önce kaybettiği babasından kalan eşyaların arasından bir telefon rehberi bulmasıyla başlıyor olaylar. İçgüdüsel bir hareketle, çocukken yaşadığı yazlık evin telefon numarasını çeviriyor ve bingo! Telefonu babası açıyor. :) Her gün aramaya başlıyor Vidar, aile bireylerinin hepsiyle konuştuğu gibi, kendi çocukluğu ile de adeta dost oluyor. :') Kendi çocukluğunuzla sohbet ettiğinizi düşünsenize.Okurken bile tüylerim diken diken oldu benim. Her aradığında ailenin yılın aynı gününü yaşadığını fark ediyor: 17 Haziran 1986. Ve bugünün bir anlamı olduğunu, bir sır taşıdığını, önemli bir olay yaşanmış olduğunu keşfediyor fakat bu gizemi çözmek tam bir yılına mal oluyor, tabii bir de akıl sağlığına. Paralel evren mi, büyülü gerçekçilik mi derken ikisinin de olmadığını çabucak anlıyorsunuz. İkisi de Schulman'ın tarzı değil zaten. Velhasıl; bir çeşit kırılma noktasının olduğu o günün, aslında sıradan bir gün olmadığını, yetişkin bir insanın hayatını bugün bile derinden etkileyecek bir yaranın aslında o gün açıldığını ve Vidar'ın belki de ruhunda buna benzer daha ne yaralar taşıdığını boğazınızda bir yumru ile idrak ediyorsunuz. Çocukluğumuzda oluşan ve bir ömür boyu kapatamadığımız o gedikler... Kiminin varlığından bile haberdar olmadığımız o koca çukurlar... Kendi çocukluğunun korkularını gidermek, ona güven vermeye, onu korumaya
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,529 okunma
7/10
·128 syf.··
2026 20. kitabı
Neden yaşıyoruz? Hayattaki amacımız ne? Kitapta insanları sadece iyi ya da kötü olarak ayıramayacağımız harika bir dil ve hikayeyle anlatılmış. Hayatta kalmak ya da başarıya ulaşmak bazen insanlara normalde yapmayacakları şeyleri de yaptırabiliyor. Belki de hayatın amacı büyük başarılar kazanmak değil; anlamlı ilişkiler kurmak, vicdanımızı korumak ve kendi yolumuzu bulmaya çalışmaktır. Ama ne olursa olsun er ya da geç "atları da vururlar".
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 202683 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 11. kitabı
Şans ve talihsizlik… Bu ikisinin birleşiminden doğan bir hikâye. Bazı gizli gerçeklerin ortaya çıkmasından korkan güç ve makam sahibi kişilerin, sahip oldukları nüfuzu kullanarak işini yapan bir insanı susturma girişimiyle başlayan roman, okuru daha ilk sayfalardan itibaren içine çekiyor. Mario Mazzanti, tam bu noktada hayatın yalnızca planlardan ibaret olmadığını; şansın ve talihsizliğin de olayların akışını değiştirebildiğini hatırlatıyor. Bir elektrik kesintisi sonucu ortaya çıkan “Satranç Hayranı” katil, olayların seyrini değiştirirken yazar, bazı şeylerin gereğinden fazla karmaşıklaştırıldığını ve çoğu zaman basit düşünmenin gerçeğe daha hızlı ulaştıracağını sürükleyici bir dille anlatıyor. İlk cinayet birini susturmak için işlenirken, devamında gelen cinayetler ünlü bir satranç oyunu gibi kurgulanarak gerçekler gizlenmeye çalışılıyor. Roman, bu süreci başarılı bir polisiye anlatımıyla okura aktarıyor. Her şey güçlü ve nüfuzlu kişilerin istediği yönde ilerliyor gibi görünse de, onların hesaba katmadığı bir ayrıntı son sayfalarda ortaya çıkıyor: vicdan. Namluyu tutan elin son anda ses verdiği vicdan sayesinde olayların nasıl ve neden gerçekleştiğini, romanda “Kraliçe” olarak betimlenen gazeteci Greta’dan öğreniyoruz. Şah Mat, yalnızca bir polisiye roman değil; güç, vicdan ve gerçeğin er ya da geç ortaya çıkışı üzerine düşündüren etkileyici bir eser.
Şah MatMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20219bin okunma
8/10
·80 syf.··
2026 53. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 08:04
keşke hepimizin annesi bu dönüşümü er ya da geç yaşayabilse. çok hoşuma gitti aslında tüm annelerin okumasını isterdim. çoğu yeri de postitledim gene, hepimizin ailemizle yaşarken gördüğü olaylar çok dürüst bir şekilde yazıldığı için ister istemez empati duygusunu sonuna kadar yaşıyoruz bu kitapta. benim kitaba dair en sevdiğim noktalardan birisi annelerimizin çocukları olarak ister istemez bizim de onların esiri olduğu bu hayatın bir sebebi olmamızın dürüstlüğü oldu.
Alıntı
Bir Kadının Kavgaları ve DönüşümleriÉdouard Louis · Can Yayınları · 20242,925 okunma