Eray Erdoğan

Ama bütün bunların ne önemi var? Entelektüel sapkınlıklarıyla ve dünyanın diğer bütün kıtalarına karşı hissettikleri korku ve nefret kokteyli duygularıyla, son olarak da yeryüzünün görüp görebileceği en salak turistleri olma unvanlarıyla Avrupa halkı kendini öldürmek ya da öldürtmek için bütün nedenlere sahiptir. Sosyal devlet dedikleri, bana kalırsa Gestapo düzeninden başka bir şey olmayan sistemleri, sokakta biri düştüğünde ambulans gelene kadar, yerde yatanın kendileri olmadığı için şükretmelerinden ibarettir. Arap hiçbir sakınca görmeden hiç tanımadığı, kendinden geçmiş yerde yatan bir adamı sırtlayıp en yakın hastaneye koştururken Avrupa insanı aynı adama, adını yeni öğrendiği bininci mikrobu kapmamak için bir metreden fazla yaklaşmaz bile. Çünkü Avrupalının altına yapacak kadar korkması için bir şeyin ismini bilmesi yeter. İsimsiz canavarlar sadece Arap'ı korkutur. Herkesin kendine göre bir paranoyası var. İklimden, saç renklerinden, el parmakları uzunluğundan ya da her neden kaynaklanıyorsa! Herkesin tercih ettiği bir ölüm var...
Sayfa 28 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendimi ölümsüz olarak görüyorum. Mekân ve zamandan kopalı yıllar oluyor. Bir kıza âşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. Âşık olmaktan vazgeçtim.
Sayfa 25 - Doğan Kitap·Kitabı okudu

Eray Erdoğan

, bir kitap okudu
10/10
·536 syf.·
Beğendi
·
350 günde okudu
·
2023 1. kitabı
Lord Kinross
9.2/10 · 2.467 okunma
"Memleketin içinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilir. Hatta bu iktidar sahipleri menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!"
Sayfa 563 - Altın Kitaplar·Kitabı okudu
Atatürk, genç kızı övdükten sonra, "Napolêon, ülkesiyle başladığı işi kendisiyle bitirdi," diye özetledi. Sakarya'da kazandığı zaferin, Austerlitz'le kıyaslanmasından hoşlanmasa da, Napolêon'u bir general olarak çok beğenirdi. Yalnız, kendi ihtirası yüzünden, Fransa'nın milli çıkarlarından çok, dünyayı zapt etmeye değer vermiş olduğu söylerdi. Napolêon'un, ülkesinin iç huzuru zararına olarak giriştiği Moskova seferini, Osmanlıların Viyana'ya saldırısına benzetirdi. Napolêon, programının ne olduğu sorulunca, "Sadece burnumun doğrusuna giderim; ilerleyişim bu gidişimin sonucudur," diye karşılık vermişti. Atatürk, bunu, "Sadece burnunun doğrusuna gidenler, kafalarını, Saint-Helena kayasına çarparlar," diye yorumlardı. Napolêon kendisini, denetimi altına almak istediği olayların akışına kaptırmış; bunun sonucunda, demokrasi altmış yıl geriye atılmıştı.
Sayfa 550 - Altın Kitaplar·Kitabı okudu