Eray Erdoğan

- ... ölümün, insanı en çok yıkan taraflarından birisi de, bütün özür dileme ve affedilme imkanlarını, ortadan kaldırması değil mi?
Sayfa 551 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mahmud yazıyordu. Demokrasi teşebbüsünün, büyük ve rezilce bir ticari vurgun şeklinde soysuzlaştığını; alınlarında banknot damgası taşıyan birtakım yüzü akmış kimselerin, akla hayale gelmeyecek fırıldaklar çevirerek, bu vurgundan akılları durduran kârlarla çıkmaya çalıştıklarını! Milletlerarası tröstlerle Bakanlar arasında, gizli ortaklıklar bulup çıkarmıştı. Her kurulun ticari şirketin, bir ucuyla siyasi nüfuza değdiğini söylemiş; banka, borsa, kredi faaliyetlerinin gerisinde, doymak bilmez bir sonradan görme oburluğunun, bütün ülkeyi çıkarına işletmek için, yeni düzenler kurduğunu, anlatmaya gayret etmişti. Anlatabilmiş miydi? Basına yöneltilmiş baskı, durmaksızın artıyordu. Yeniden cezaevlerinde ilk gazeteciler.
Sayfa 457 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bazı insanlar boşlukta, eklenecek vücut bulamamış bir sancı gibi yaşar. Kör ve yalnız, bir sancı gibi. Bir sancı, ancak bir vücuda tutunabilirse anlam kazandığına göre, bu başlı başına bir anlamsızlıktır.
Sayfa 422 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yaşamanın, sürekli bir cephe almak olduğunu, Mahmud'dan öğrendim. Hiçbir şeyin bir dakikada olup bitmiş ve mükemmel olmadığını; her şeyin her dakika yeniden kurulması ve kurtarılması gerektiğini.
Sayfa 403 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Şu kadar yıl önce geçirdiğimiz sarsıntıya, sosyal anlamı olan bir ihtilal diye, bir inkılap diye hiçbir zaman eğilmedik biz. Bilemezdik ki! Bu işi yapanlar da öğretmediler. Hatta yanlış şeyler öğrettiler. Hani, hareketin gerçek mahiyeti kadar, onun götürücüsünü ve şefini de tanımıyoruz dersek, pek yanlış olmaz. Mustafa Kemal'i Saray'a ve onunla işbirliği halinde olan milletlerarası emperyalizme karşı, ümitsiz, kanlı, fakat azimli bir ihtilal hazırlayıp başaran; arkası sıra, milletin sosyal yüzünü kökünden değiştirecek, radikal inkılapları yöneten bir aksiyon adamı, bir inkılap çocuğu, bir halk hareketinin siyasi ve askeri lideri diye almıyoruz da; daha çok törenlerde dalkavukluk edilen, gururlu, kendinden emin, ama klişe haline geldiği için önemini kaybetmiş, bir put halinde alıyoruz. O sanki bizden, bizim içimizden çıkmamış; en eski, en halledilmez nedenlerimize, karşılıklar aramamış, yollar çizmemiş. Sanki 1919 hareketi doğrudan doğruya bizi, geçmişimizi olduğu kadar geleceğimizi ilgilendiren; esaslı dayanak noktaları veren bir toplum davranışı değil, çocukluğumuzda dinlediğimiz heyecanlı bir masal. Sadece bir masal. Kim bilir belki bu yüzden, kurtuluş ümitlerimize daima hazır ve yabancı reçeteler arıyoruz.
Sayfa 301 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu