Eray Erdoğan

Mahmud'un sözünü Mustafa Kemal Paşa kesiyor. Elinin birini cebine sokmuş. Saçları sımsıkı taralı. Gözlerinde yine o çelik mavisi: " - ... esas kıymeti, diyor, kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak şahsiyetiyle kaim gören adamlar, milletlerinin saadetine hizmet etmiş sayılmazlar." Elini cebinden çıkarıyor. Tane tane devam ediyor: "- ... bütün insanlığın, diyor, varlığını kendi şahıslarında gören adamlar bedbahttırlar. Besbelli ki o adam, fert sıfatıyla mahvolacaktır. Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mensut olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Makul bir adam ancak bu suretle hareket edebilir... "
Sayfa 94 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
- ... hayattan ne koparabilirsek, yanımıza kalan o. Hiçbir şeye fazla kıymet vermemeli. Günde en az on kere, kendimizi herkes tarafından terk edilmiş hissetmiyor muyuz, kaderiyle baş başa bırakılmış, yapayalnız? Eee!
Sayfa 81 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ne anlatabilir? Aptallık etmek önemsiz bir şey; önemli olan, aptallığın farkına vardıktan sonra, onu mazur görmeye ve göstermeye çalışmak! Düşüncenin iç gelişmesini hiçe sayıp, dıştan, avutucu yalanlara ve böbürlenmelere sarılmak çıkar yolu mu?
Sayfa 80 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Benim çetrefil siyasete aklım ermez. Gazeteciyim ben, duyduğumu, gördüğümü yazarım. Yediğim ekmeği, aldığım parayı çalmamış olmam için, doğruyu duymak, gerçeği görmek zorundayım. Ben sustum mu, korkuyorum demektir. Çirkin olan bu. Ama bugün fıkrasını yayınladığımız adam; iki haklı çıkması, üç yerinde tenkidi yüzünden, yarın cezaevini boylayacak olursa, korku düpedüz içime girmiştir. Evini barkını düşünmek, herkesin boynunun borcu! Kim, ardında iri iri hıçkıran ana gözleri, bütün bütün ufalmış çocuk avuçları koyup, sonu adamakıllı şüpheli bir serüvene atılmak ister? Ben işsiz kalmamalıyım. Ben, işimi namusumla gördüğüm için, belaya çatmamalıyım. Beni dokuz köyden kovmamalılar.
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2019 02:29
Martin Eden'ı uzun süredir listemde tutuyordum ve Jack London ile tanışmam bu kitap aracılığıyla olsun istiyordum ve öyle de oldu. Kitap, işçi sınıfından kaba saba, konuşmasını ya da nazik davranmasını bilmeyen ve eğitimi ya da çok fazla bilgi sahibi olmayan bir denizcinin üst tabakadan burjuva bir aileyle temasıyla birlikte başlıyor. Kitabı okurken karaktere bürünmemek elde değil, yazar öyle bir ayrıntıyla betimliyor ki her şeyi ince eleyip sık dokuyarak karşımıza çıkarttığını görebiliyoruz. İşçi sınıfından, alt sınıfdan bir adamın burjuvazi bir ailede büyümüş üst tabakadan bir kıza; Ruth'a aşık olmasıyla olaylar ateşleniyor. Martin Eden, kendi içindeki cevheri Ruth sayesinde keşfediyor ve bir nevi kendisini yontarak içindeki mücheveri dışarıya çıkartıyor. Kısa zamanda kaba sabalıktan kurtuluyor, her konuda bilgi ediniyor ve senelerce okullarda eğitim alan o burjuva kesimden bile daha bilgili hale geliyor. Yazarlığı deniyor, üst üste başarısız sonuçlardan sonra yılmak bilmeyen azameti sonuç veriyor ve çok bilinip çok tanınan ve okunan bir yazar haline geliyor. Kendi içerisinde büyütüp göklere çıkardığı burjuva takımının gözünde olan olaylar sonrası nasıl da aşşağıya, en dipe doğru battığını gördükten sonra hayal kırıklığı yaşıyor. Daha fazlasını anlatmak istemem, spoiler verme korkumdan, yoksa çok fazla şey yazılabilir hakkında doğrusu. Ben Jack London ile bu kitap sayesinde tanışmış oldum ve "Demir Ökçe", "Beyaz Diş" gibi eserlerini de kısa zaman içerisinde okumayı dört gözle bekliyorum. Martin Eden'ı herkese tavsiye ederim, kesinlikle okumalısınız!
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Reklam