İlk heyecanlar ilk deneyimler insanın içine yavaşça sızar ve yer eder orda sonra duygular bir güneş gibi günden güne büyütür bu duyguları. Macide de bunların farkında değildi sadece ona sunulan rastgele bir hayatın içinde rastgele duyguları yaşarken akrabalarının evinde keşfedemediği o duyguların ağırlığıyla okumaya başlamıştı. Karşısına Ömer çıkınca aslında yıllardır farkına varmak istemediği o duyguları yaşamak istedi. Aslında ilk durak tabi ki Ömer değildi onun için. Lisede öğretmeni olan Bedri ile her karşılaşmasında içinde ki duygulara yenilmek isteği günden düne artmıştı. Ama zaman ve insanlar onların bu duygusal dünyalarına birer kilit vurmuşlardı bile.
Bu roman insanın iç dünyasında ki yolculuğa çıkarken yanlarında kimleri bulundurduğu ve kendilerini çaresizliklerine ve yalnızlıklarına hapis etmek istediklerinin hemde bile isteyerek yapılan bu eylemin güzel bi resmidir benim için
Okuduğunuz zaman şunu fark edeceğinize eminim yazarın hayatı aslında Martin eden üzerinden anlatılıyor. Yazar bir çok konuda kendi hayatından bazı kesitleri Martin eden üzerinden anlatmış.
Bu durumda hikayenin gerçeklik algısını ve hikaye kurgusunu çok daha anlamlı hale getirmiş. O kaba saba denizci elleri halat tutmaktan Nasır tutmuş denizciyi bu sayede daha iyi anlayabiliyorsunuz. Onun hayatına yapacağı iç yolculuk aslında hepimizin zaman zaman yaptığı cinsten. Martin yüreğinin derinliklerinde duyduğu hep o sınıfa ait olma hissi ve aşk ile harmanlanmış bir iştiyak onu kitapların ve fikirlerin dünyasında sonu yine bir denizde biten bir yolculuğa çıkarmış. Sadece yazmak ve içindeki hikayenin anlaşılmak istemesi onu fakir ve hatta bazı geceleri aç yatması bile onu yolundan alıkoymamıs.
Son olarak siz okuyuculara sormak istiyorum sizi uykusuz bırakan şey ne martin için fikrinin köşeleri beynine batarken onu uyutmazken karnın gürültüsü önemli miydi ?
Peki sizin fikriniz gecelerinize uzun gelmiyor mu?