Kimsesiz ve eşyasız kalmak pahasına bile beğenmediğim, sevmediğim herkesten ve her şeyden vazgeçmek, bir kaçıştan ziyade benim en büyük devrimimdir.
Zira o günden sonra tüm tehditler önemsiz kaldılar.
Artık kendimden dahi bana hak vermesi konusunda beklenti içinde değilim!
erbil
Bu şehir aldatmasın seni,
Ilık mistik havası,
kasvetli gökyüzü, aydınlık akşamları,
eli arkasında bol keseden atanı, tutanı,
kanına girmesin, kendini adam sananı,
her yer gibi aynı sanma,
bir değil,
ne çok gönüller battı rıhtımında,
bilsen ne çok güller soldu,
yaşanıp unutuldu dostluklar,
bu şehrin sokaklarında…
erbil
Bir pazarcı arabası gibi,
varda hep sürükledim,
tükeninceye kadar bedenimi,
kıymetli ne varsa yükledim,
tüm varımı, mücevherlerimi,
yoksa kalbimi,
sevgimi, tüm sevecenliğimi,
tükeninceye kadar kalabalık bir pazar yeri,
şimdilerde boş,
çünkü herkes gitti, terk etti,
hoş bu sarraf ve antika kalbi…
erbil
Satacak, verecek bir şeyin kalmadığında veya alacakları bir şeyin olmadığında insanlar seni terk eder.
Çünkü dünya bir pazar yeri, hayatlarımız birer alış veriş ilişkisi ve sevdiklerimizin hepsi birer bedavacı müşteriler.
En üzücü olansa bedelini ödediğimiz şeylerin beş para etmemesi...