Zaman zaman,sesin bana sanki çok uzaklardan ulaşıyormuş gibi bir duyguya kapılıyorum; görkemli ve dayanılmaz bir şimdinin tutsağıyım oysa; bütün ortak yaşam biçimlerinin,süreçlerinin sonuna gelip dayandığı bir şimdi bu,
alacakları yeni biçimleri bilmek de olanaksız. Kentleri yaşatan ve belki ölümlerinin ardından tekrar yaşatacak olan, gözle görülmeyen nedenleri dinliyorum senin sesinde ben.”
…
ah
bana düşen budur
bana düşen budur
bana düşen
asılan bir perdenin benden aldığı semadır
bana düşen terk edilmiş bir merdivenden aşağı inmek
ve yalnızlık içinde çürüyen bir şeye erişmektir
bana düşen hatıralar bahçesinde hüzne dalıp dolaşmak
ve “ellerini seviyorum” diyen sesin kederinde can vermektir
ellerimi bahçeye ekiyorum
yeşereceğim biliyorum, biliyorum, biliyorum
ve kırlangıçlar
mürekkepli parmaklarımın arasına
yumurtalarını bırakacaklar
…