Olacak şey mi bizi bu kadar pintice yaşatmak? Çekilir mi bu kupkuru hayat? Korkunç bir şey tutumluluğun bu kadarı. Nemize yarayacak mal mülk, tadını çıkaracak güzel çağımız geçtikten sonra? Sen de, ben de doğru dürüst giyinebilmek için her gün dükkan dükkan dolaşıp borç aradıktan sonra, ne yapalım yarınki zenginliği?
Düşün, ne sevinçtir bir insan için, sevdiğini sıkıntıdan kurtarmak, namuslu bir aileyi biraz olsun kalkındırmak; ama pek belli etmeden, gururlarını kırmadan.
Hayatımızı borçlu olduğumuz insanların rızası olmadan bağlanamayız kimseye. Ulu Tanrı emrine vermiş içimizde doğacak istekleri. Onlar gönlümüzün nereden yana gitmesini istiyorsa gönlümüze ondan yana gitmek düşer; onlar çılgınca tutkulara kapılmadıkları için bizden çok daha az aldanacak durumdadırlar; bize uygun olanı çok daha iyi görür onlar; bizim kör tutkumuza değil, onların ışıklı aklına ve görgülerine inanmak doğrudur; bizler gençlik azgınlığıyla çok defa korkunç uçurumlara sürüklenir gideriz.
Bakıyorum da, insanları kazanmak için en iyi çare onların sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek, kusurlarını övmek, her yaptıklarını alkışlamak. Yaranacak mısın, aşırı gitmekten korkma. Yalan söylediğin istediği kadar belli olsun, suratından aksın, en zeki insanlar bile kanıveriyorlar dalkavukluğa. Pohpohu bastınız mı, en gülünç, en yüzsüzce söylenmiş sözleri bile yutuyorlar. Bu benim yaptığım işte insan dürüstlüğünü yitiriyor biraz; ama insanlara muhtaç oldunuz mu, uymak zorundasınız onlara. Onları başka yoldan kazanamıyorsa insan, kabahat pohpohlayanda değil, pohpoh isteyende.