Çok fazla bir şey beklenmeyen, ama hiçbir zaman da küsülmeyen, anlamı ve anlamsızlığı sınırlı, insanı alçakgönüllülüğe çağıran yerli yerinde bir dünya.
"Bu tür benzetmelerle bir insan ne kadar anlaşılabilir, bir hayatın sırlarına ne kadar nüfuz edilebilir ki?" dedi magazin yazarı. "Otuz yılı geçiyor, Amerikalılardan taklit 'yıldız' dediğimiz o zavallı artistlerimizin olmayan sırlarına girmeye çalışıyorum. Öğrendim artık: İnsanların çift yaratıldığını söyleyenler yanılıyorlar. Kimse kimseye benzemez. Her fıkara kızımızın fıkaralığı kendine göredir. Bizim her yıldızımız, gökte bir tane, yapayalnız, benzersiz bir fakir yıldızcıktır."
Bütün Hurufilerin sonu kötüdür zaten. Esterabadlı Fazlallah, ki Hurufiliğin kurucusudur, bir köpek gibi öldürülmüş, ayaklarına ip bağlanarak cesedi çarşı pazar süründürülmüştür.
“İnsanların çoğu,” demişti Celâl, “nesnelerin esas özelliklerini, sırf bu özellikler burunlarının dibinde olduğu için fark etmiyorlar da, kenarda köşede kalan, böyle olduğu için dikkatlerini çeken ikincil özellikleri görüp tanıyorlar.
Hiç yoktan üzüntüler çıkararak tatlı karılık kocalık hayatlarını acılandıran zevçler, zevceler birbirinizin kıymetini biliniz. Eşinizi haydutlara kaptırırsanız onu ne kadar sevdiğinizi o zaman anlarsınız.