Kimileri için daha yüksek, daha güzel düşünceler üretmek ve bizi olumlu olarak aşan şeylerle temas kurmak, çok da olumlu olmayanlarla temas kurmaktan, onlara yardım etmekten ve desteklemekten daha kolaydır.
Bütün "hazır olmamalar" bütün "zamana ihtiyacım varlar" anlaşılabilir, ama sadece kısa bir süre için. Gerçek şu ki, asla bir "tamamen hazır olma" söz konusu değildir, asla bir gerçekten "doğru zaman" yoktur. Bilinçdışına her inişte olduğu gibi, öyle bir zaman gelir ki, sadece en iyisi umularak burun sıkı sıkıya kapatılır ve en derin sulara atlanır. Eğer böyle olmasaydı, kadın kahraman, erkek kahraman ve cesaret sözcüklerini yaratmaya ihtiyaç duymazdık.
Öğrenci hazır olduğu zaman öğretmen ortaya çıkar, diye bir deyiş vardır. Ego değil, ruh hazır olduğunda içerideki öğretmenin yüzeye çıktığı anlamına gelir bu. Bu öğretmen, ruh ne zaman çağırırsa gelir ve Tanrıya şükür, ego hiçbir zaman tamamen hazır değildir. Bu öğretmeni bize getirmek sadece egonun hazır olmasına bağlı olsaydı, esasında hayat boyu öğretmensiz kalırdık. Bizler, kutlu yaratıklarız, çünkü ruh, egolarımızın durmadan değişen kanılarına bakmadan arzusunu iletmeye devam eder.
Siz hoşlansanız da, hoşlanmasanız da yüzeye çıkar, çünkü o olmadan hayata dair hiçbir gerçek bilgi olamaz ve bu bilgi olmadan da ne sadakat, ne gerçek sevgi ne de adanma olabilir. Sevginin bir bedeli vardır. Bu bedel, cesarettir. Göreceğimiz gibi, bu bedel uzaklara gitmektir.
Öylece yan gelip yatarak mükemmel bir sevginin düşünü kurmak kolaydır. Değerli bir şey, o da biz farkında olmadan, acımasız bir biçimde de olsa oltamıza takılmasa asla kurtulamayacağımız bir uyuşukluktur bu. Gönülsüz, kayıtsız, niyetsiz, hatta umutsuz olsanız bile; istemeseniz, değersiz bulsanız, hazırlıksız olsanız bile tesadüfen hazineye takılıp tökezlersiniz. O zaman ruhunuzun işi yukarı çıkanı görmezden gelmemek, şekli ne kadar olağandışı olursa olsun, hazineyi hazine olarak kabullenmek ve daha sonra ne yapacağınızı dikkatle değerlendirmektir.