Sıra sıra masalarda çırpılmış krema, somon, küçük ekmekler, kızarmış et, meyve, salata, taze çörekler, pirinç, köri, yoğurt ve daha pek çok şeyle hazırlanmış bir smorgas bord (Iskandinav usulü ordövr] düşünün. Bütün masalara bir göz attığınızı, size çekici gelen bazı şeyler gördüğünüzü farz edin. Kendinize söyle dersiniz: "Ah! Bunlardan birini yemek isterdim, şuradakini de ve diğerinden de."
Kimi kadın ve erkekler, hayatlarının bütün kararlarını bu şekilde verirler. Dört bir yanımız davetkar bir dünyayla çevrilidir, hayatlarımıza kurnazca sokulan, daha önce hiç iştahımızın olmadığı ya da pek az olduğu hallerde iştah açan ve yaratan bir dünya. Bu türden bir seçim tarzıyla hareket ederken belli bir seçimde bulunmamızın nedeni, o arada önümüzde bir seçenek bulunmasıdır. Bunun bizim istediğimiz şey olması şart değildir, ama ne ilginçtir ki, ona ne kadar uzun süre bakarsak bizim için o kadar cezbedici hale gelir.