Tutunamayan Bir Mühendis

Tutunamayan Bir Mühendis
Merdümgiriz, Sinefil ve Bibliyofil
Doğa insanının varoluş biçiminden uzaklaşıldıkça, insan sahip oldukça varolabileceğine inanmaya başladı. Diğer insanları ihtiyaçlarını karşılayacak nesneler olarak algıladıkça, "ilişki adına ilişki" yaşayabileceği kimsesi kalmadığından giderek yalnızlaştı; kalabalık içindeyken, dostum dediği kişilerle, hatta aile içi beraberliklerinde. Maskelenmiş yalnızlık, hayatı da sahip olunan "şey" haline getirdi, hayata yakılan ağıtlar sıradanlaştı, Tanrı kendisinden bir şeyler beklenen, hatta talep edilen bir konuma indirgendi. Ben ve hayatım tek olduğuna, üstelik başkalarının hayatlarıyla kaynaşıp benlik sınırlarını yitirmeden bir bütüne katılabildiği oranda hayat olabileceğine göre, ben ve hayatım diye bir ikili nasıl olabilir ki? Ama azımsanmayacak sayıda insan, farkına varmadan, kendisi ve hayatından oluşan bir ikilinin yalnızlığına kilitlenip kalıyor.
Sayfa 121
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hikayesi olmayan insanlar, hikayesi olmayan nesnelerle bir­likte yaşamayı seçebilirler. Ama bu arada olan, tüketim yarışına kapılıveren yoksullara oluyor, yeniyi edinememeyi eksiklik olarak yaşamanın ezikliğiyle ya da hayatlarını taksitlerine endeksle­yerek. Gerçi bunların hepsi, aslında, üretilmiş ve edinilmiş sorun­lar, kişinin kendinden ve sistemden kaynaklanan. Gerçek trajedi­yi yoksulluğun açlık sınırında olan insanlar yaşıyor, gelecek du­yusunu tümden kaybetmenin getirdiği yabancılaşmayla...
Sayfa 112
İnsan geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve düşünceden yoksun, yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur.
Sayfa 109
Doğadan kopmamızla başlayan ve evrenin bütünlüğüne uymayan ilişki modellerinin insana acı, yalnızlık ve düş kırıklığı yaşatması kaçınılmaz bir durum. Şartlandırılmış gözlerle baktığımızda, kazananlar ve kaybedenler varmış gibi görünebilir. Ama onların aksine, onların kulislerine kabul edildiğinizde böyle bir ayrımda kullanmaya alıştığınız ölçütlerin yanılsama ürünü olduğunu keşfetmek sizi şaşırtabilir. Bu belki de bugüne kadar insanların tümünün huzurunu sağlayacak bir politik modelin bulunamamış olmasının da nedeni olabilir. Ursula Le Guin'in Mülksüzler Adlı kitabında dile getirdiği gibi: "Devrim yapamazsınız, devrim olmanız gerek." Politik kimliğimiz, politik sorumluluğumuzu birilerine devredip ardından onlardan yakınarak ya da onları körü körüne izleyerek yaşandıkça insanlığın huzurunu sağlayacak politik bir modele ulaşmamız da mümkün olamayacak.
Sayfa 108
Biri eğilip sesini alçaltarak açıklıyor, deprem heyecanını tekrar yaşayabilmeyi istiyormuş. Hızla geçen arabadan yükselen müziğin notaları sokağın bir ucundan diğerine atmosferin her yerinde. Havai fişekler patlıyor, martılar çığlık çığlığa çırpınırken. Yüksek volümlü müziğin çalındığı loş mekânda kimse kimseyi duymuyor, herkes kendi kendine gülümsüyor, ama bakışlar boş. Sokakta ellerinde sımsıkı tuttukları teneke kutuları koklayan üstübaşı ve yüzü kirli çocuklar da öyle. Rengârenk reklam panoların pırıltısına bakarken sizin gözleriniz de parlıyor bir süre için, yaldızın ardının boş olduğunu bilseniz de. Sahnedeki şarkıcının sesi dinleyicilerin çığlıklarına karışıyor, gösterinin hangi tarafta olduğu belli değil, aslolan kakofoni. Stadyumda renkli dumanlar, konfetiler, şeritler, bayraklar, şarkılar, sloganlar, küfürler ve birkaç adet döner bıçağı. Ekrandan gelen imaj bombardımanı bizleri gerçek dünyaya yakınlaştırıyormuş gibi yaparak ondan uzaklaştırıyor. Ekranın gücü ahlaki tepki vermeyi de zorlaştırıyor, yarattığı acımasızlık ve kayıtsızlıkla. Bir yanda ücretsiz çete oluşturma ve banka boşaltma dersleri verilirken, Antik Yunan trajedisi korosu ülkenin merkezinden bildik dizeleri bıkmadan yineliyor. Harika bir yer burası, daha önce hiç duyulmamış türde bir olayı bir yenisi izliyor, tekdüzelik sözcüğünü iptal ettirmek istercesine. Uyaran bağımlıları diyarına hoş geldiniz. Burası bir başka dünya, dünyanın kendisi değil. İnsanlar gülümserce maskelerle dolaşıyor, neden olmasın ki? Depresyonla ya da boşluk ve anlamsızlıkla yüzleşecek fırsat yok, her an bir şeyler olmakta, çoğumuza sadece seyretme payı tanınsa da.
Sayfa 100