Tutunamayan Bir Mühendis

Tutunamayan Bir Mühendis
Merdümgiriz, Sinefil ve Bibliyofil
Jean-Paul Sartre'nin, 1953'te bir gazetede yayımlanan "Kuduz Hastalığından Mustarip Hayvanlar" başlıklı yazısında "Dikkat! Amerika kuduz. Bizleri ABD'ye bağlayan tüm bağları koparıp atmazsak bizi de ısıracak ve kudurmaması bize gelecek," şeklinde dile getirdiği uyarıyı ciddiye alma konusunda geç kalmış olduğu endişesini taşımaktayım.
Sayfa 81
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yirmi birinci yüzyılda hangisi daha önemli olacak, farklılıklar mı, ortak insanlık mı? Yirmi birinci yüzyılı kazanan taraf belirleyecek... Peki, yirminci yüzyılın sorunları neler? Bunlar da korkutucu. Birincisi küresel yoksulluk. Dünyanın yarısı, sözünü ettiğim yeni ekonominin bir parçası değil. Dünyadaki insanların yarısı günde iki dolardan daha azıyla yaşıyor. Bir milyar insan aç uyuyor. Bir buçuk milyar insan, yani dünya nüfusunun dörtte biri hayatta bir bardak temiz su içemiyor. Her dakika bir kadın çocuk doğururken ölüyor.
Sayfa 80
Bir yanda, dışlanmışlıktan kaynaklanan yabancılaşma sonucu, bir kısım insan var olan inançlarına bu kez fanatik bir biçimde tutunarak hiçliğin karadeliğine düşmemeye çalışırken, dünyanın egemen görünümündeki diğer yanı da kendi fanatizminin yaratıcısı olan bir başka tuzağın tutsağı durumunda. Fanatizmin her türünde olduğu gibi, mutlak doğruyu yalnız kendisinin bildiği inancının körelten ve daraltıcı girdabına yakalandığının farkında olmaksızın.
Sayfa 79
Maskeler Dünyası
Günümüz dünyasında "mışçasına” ilişkiler " salgın halinde, insanlar birbirlerine ulaşamaz, birbirlerini hissedemez haldeler. Bu arada “sohbet”in yerini “karşılıklı ya da çoklu monologlar” ve “geyik”; “keyif” in yerini “gürültüyle uyarılma eşliğinde eğlence” aldı. Giderek artan sayıda insan, ilişkisizlik sonucu, tek kişilik gösterilerine seyirci ya da monologlarına dinleyici talep eder halde.
Sayfa 69
Suçluluk duyguları, genellikle, ilişkilerimizde yaşadığımız olumsuz duyguları bilinç alanımızdan uzaklaştırarak onlara ya­bancılaşmamızdan kaynaklanır. Kendimize ve dünyamıza karşı farkına varmadan ya da görmezden gelmeye çalışarak sürdürdü­ğümüz ikiyüzlülüğün ürünüdürler. Dolayısıyla, suçluluk duygula­rına gömülmek, aslında kendimize karşı işlenmekte olan varoluşsal bir suçtur. Sevilebilmek için kendimizi ortadan sildiğimizde, kendimizi ve başkalarını sevebilmemizin yolu da daralıyor, sevil­mek için uğraşırken sevmekten uzaklaşıyoruz. Kendimizden vaz­geçme sonucu biriken düşmanca duygular, yaşanmakta olan iki­yüzlülüğü daha da pekiştirerek kısır bir döngüye dönüşme eğili­mi gösterir. Farkına varmaksızın yarattığımız kısır döngüler, han­gi içerikte olursa olsunlar uyuşturucu niteliğindedirler, benliğimi­ze egemen olduklarında hayatın akışı duraksar, yıllar geçip gider­ken aynı döngünün içinde tekrarlanıp durulur, çoğu kez farkına varılmadan.
Sayfa 62