Bana göre, hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl varolduğumuz ya da olmadığımız. Önce günaydın, sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ardından iyi geceler. Düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat, çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu. Bence hayat, burada saydıklarımla ve saymadıklarımla, tartışılması gerekmeyecek kadar sıradan ve yalın. İnsanlık tarihi boyunca onu karmaşık bir hale getirme yönünde öyle ustalaşmışız ki bazılarımız bununla ilgili bir şeyler söyleme ihtiyacını duyuyoruz; hayatın kendisinden çok, onu çözülmesi zor bir yumağa nasıl dönüştürdüğümüzü anlatabilme umuduyla. Bunlar benim görüşlerimdi, başkalarının her zaman söyleyecek farklı şeyleri olacak.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Benmerkezciliğimize ve uzlaşmasız tutumlarımıza rağmen mutlak bir kargaşaya sürüklenmeyip yine de ileriye doğru hareket eder bir haldeyiz, yönümüz ikide bir dalgalanıp dursa da. Psikoterapide kişinin hayatı kısırdöngülerinden sıyrılıp ileriye doğru akan bir sürece dönüşmeye başladığında Mehteran yürüyüşünü hatırlatan bir örüntü izler: İki adım ileri, bir ya da yarı adım geri. Belki de hayatın kendi öyle. Köhnemişler egemenliğinde genç ve canlı bir toplumuz, hatta delişmen. Atomaltı parçacıkların birbirini sürekli yok edip yenilerini var eden dansını hatırlatan bir dinamizm her şeye rağmen pervasızca sürdürülüyor, hâlâ yaşadığına inanan ölmüş yıldızları, yer yer parlamaya başlayan genç yıldızları ve karadelikleriyle.
Hepimiz başkalarının onayına ve ilgisine ihtiyaç duyuyoruz, ama çoğu zaman onların da aynı ihtiyacı yaşadıklarını, dolayısıyla onlara neler yaşattığımızı pek düşünmüyoruz. Üstelik onay ihtiyacımız arttıkça onaylanmadığımıza ilişkin verilere ulaşma ihtimali de artıyor, zaman zaman alınganlığa varan derecelerde.
Ne var ki, özellikle seçimle başa getirilmiş kişileri denetleme gücüne sahip olacak sorumluluğu geliştiremedikçe, yargılanması gereken durumları onlarla paylaşmamız gerektiği düşüncesindeyim. Aptallık kendinin başkalarından daha akıllı olduğuna inanmakla başlar, ama bizler kendimizden daha akıllı olduğuna inanma ihtiyacında olduğumuz birtakım insanlara böyle bir beklenti yükleyip ardından beklemeye geçerek, kendimize ve topluma karşı olan sorumluluğumuzu üstlenecek olgunluğa ulaşamamışsak, hoşumuza gitmeyen şekillerde yönetilmekten başka seçeneğimiz olmayabilir.