Uzun aralıklarla kitabı 2 kez okudum Bir kez de sesli kitap olarak dinledim.
Biraz önce ikinci okumam bitti.
Kendimi prangadan kurtulmuş gibi hissediyorum.
Dostoyevski de garip bir betimleme hastalığı var. Tabii dönem şartları kitapların yazılış mantığı falan denilebilir. Ancak yapmış adam bu sporu.
Yer yer betimlemelerin ve yüzlerce isim ve lakabın arasında boğuluyorsun kitap okurken. Neredeyse herkesin üç ismi ve ayrıca isimlerinden türetilmiş bazen alakasız lakapları olması biraz yormuyor değil.
Ama Allah var güzel kitap. Allah ömür verirse 3-5 isterem 10 sene sonra bir daha okurum
"Öleceğim yerin adını bile bilmiyorum"
"Elden ayaktan düştüğümde, geride tasalanacağım kimsem yok"
Her ne kadar 2. Dünya Savaşı öncesi - sonrası dönemi bir Çin köyünde geçen olayları anlatsa da, bazı yönleri ile büyüklerimizden dinlediğim hemen aynı dönem anıları gözümde canlandı.
Bu arada kitabın aynı isimle yapılmış 1994 yapım bir filmi de var. Ancak filmle kitap arasında dağlar kadar kalite farkı var. Film başlı başına bana sorarsanız 5 yıldız alıyorsa, kitaba benzerliği bir bile değil.
Kitap biter bitmez 11. Sayfayı tekrar okuyun derim
Bazı bölümlerin bitmesini istemeyeceğiniz, akıcı güzel bir kitap.
Konusu ve kurgusu itibariyle tabii ki türünün ilk örneği değil. Ancak olaylar birbirini tamamlayıcı nitelikte olması bakımından, kaliteli bir kitap diyebilirim.
İlerde tekrar okunabilir ve günün birinde olur da filme yapılırsa izlenebilir.