Körlük sadece gözlerimizin görememesi değildir. İnsanların çoğu zaman yok saydığı içlerindeki körlük de vardır. İnsan bu körlüğü yener ve birbirini anlarsa o zaman mutluluğa erer. İnsan örgütlü bir varlık ve örgütsüz bir insan düşünülemez. Tıpkı beyinsiz bir insanın var olamaması gibi. Dünyadaki sistemin sebebi de budur. Her ülkenin kendi yöneticisi vardır. Ama bu yöneticiler iyi ya da kötü olabilir. Bir toplum iyi bir yönetici istiyorsa eğer içindeki körlüğü yenip birbirini anlamalı ve birbirinin görüşüne saygılı olmalıdır. Bu kitapta verilmek istenen mesaj budur. Körlerin zorluk çekmelerinin nedeni birbirlerine karşı kör olup birbirlerini görememeleri ve ortak bir çözüm yolu geliştirememeleridir.
Ne doktorun karısı, ne doktor, ne de koyu renk gözlüklü genç kız çevre- deki balkonlara körlerin çıktığını fark etti, ilki işiyle meşgul olduğundan, ötekiler de gözleri bir işe yaramadığından fark etmediler.
Bir grup körün, başka körlerin tartışmalarını dinledikleri büyük bir meydan- dan geçtiler, iki grup da kör olmadıkları izlenimini veriyordu, konuşanlar başlarını heyecanla dinleyenlere çevirmişti, dinleyenlerin başları da dikkatle konuşanlara dönüktü.