Şu farkla ki Hâmid, kendi âh u zarını bir fırtına çığlığı halinde dünyaya ve zamanlara fırlatabildiği halde Ayşe'nin âh u zarı gönlünün sınırları içinde mahpus kal- maya mahkûmdu. Kendisini bu kadar duygulandıran da galiba bir dert ortağının olmayışı, hatta derdini işitecek bir yabancının bulunmayışı idi. Bunu keşfettikten sonra tekrar kitaba daldı:
Gönlüm dolu āh u zâr kaldı...
Bir gönülün âh u zâr ile dolmasının ne demek olduğu- nu gönlü rahat olanlar anlayamazdı.
Bu iki tavuğu görünce, aklıma babamın ölmeden önce söylediği sözler gelirdi. Bu sözleri Kugen'a da söylerdim. "Bu tavuklar buyüyünce kaz olacak, o kazlar büyüyüp kuzu olacak. Kuzular büyüyünce öküz olacak ve biz yine zengin olacağız!"