Bizden 4000 yıl önce yaşayan bir şair kültürünü, kimliğini yaşatabilmek için anılarını, Sümer halkının günlük yaşantısını, inançlarını dile getirmiş.
Ludingirra'nın en büyük dileği Sümer kültürünün çağlar sonra da bilinmesi. Sonunda bu dileği şairin kendisi gerçekleştirmiş. Kendi şiirleri İ.Ö. 8. asırda yaşamış Asur kralı Asurbanipal'in kütüphanesinde yer almış, çeşitli şehir kütüphanelerine kopyaları gönderilmiş. Ludingirra yazdığı tabletlerle hem Sümer kültürünü hem kendi adını yaşatmış.
Sümerli Ludingirra, Dönülmeyen Ülkede hep bahtiyar yaşa. Yeraltı dünyasında gölgen kıvansın.
Sümer tabletlerini okuyup, çevirip bizim anlayabileceğimiz seviyeye indiren Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ'ı da unutmamak gerek. Altmış yıllık emeğini bizimle paylaşıp bizim kültürlenmemizi, ufkumuzun genişlemesini sağlayan değerli hocamıza da Allah rahmet etsin.
Bilindiği üzere destanlar manzum eserlerdir.
Muazzez İlmiye ÇIĞ bu eseri manzum olarak yazmak istemiş ancak Gılgameş Destanı'na ait tabletlerin sadece % 60'ı okunaklıymış.(Geri kalanı kırık veya eksik.) Yazarımız da eseri bu yüzden nesir halinde neşretmiş.
Bu durum bu eseri orijinal bir öykü havasına büründürmüş. Eser oldukça sürükleyici. İnsana dair ne varsa; ölüm korkusu, dostluk, yoldaşlık, kahramanlık, vs... bu destanda.
Mitolojiye ilgi duyanlara kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca eserdeki "Büyük Tufan" okuyucuya semavi dinlerle Sümer mitolojisi arasında bir bağ olabileceğini sorgulatıyor.
Avcı,"Baba, nasıl olur, bu yaban adamı hayvanlarla arkadaş olmuş. İnsanla hiç arkadaş olabilir mi?"
"Oğlum, hayvanlarla arkadaş olabilen, neden insanla olmasın. Yalnız onu eğitmek, insan gibi yedirip içirip insanlaştırmak gerek."
"Babacığım bunu kim yapabilecek, biz insanlaştırabilir miyiz onu?"
"Hayır oğlum, onu ancak bir kadın eğitebilir. Biliyorsun, çocukları doğdukları andan itibaren anneleri eğitir. Konuşmayı, yemeyi, içmeyi, sevmeyi, gülmeyi hep annelerimiz bize öğretti. Onun için bu adamı da ancak bir kadın eğitebilir.