İç zenginlik, insanın kendi içinde sürdürdüğü çatışmalardan doğar; oysa kendi tasarrufunu bütünüyle elinde bulunduran dirilik, sadece dışarıyla savaşı, nesneye gözü dönmüşçe saldırmayı bilir. Bir nebze kadınlıkla asabileşen erkekte iki eğilim çatışır: içindeki edilgenlik yoluyla bütün bir vazgeçiş dünyasını kavrar; buyurganlığıyla da iradesini yasaya çevirir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir fikrin içinde taşıdığı kapalılık tutarı derinliğinin tek göstergesidir;tıpkı yegane büyülenme göstergesinin neşesindeki ümitsizlik vurgusu olması gibi...
"Doğru" , ancak yapıcı sayıklamayı ihmal eden kafaların kendilerini ahlakların, ideallerin ve inançların çözülüşüne bıraktıkları anlarda görülür. Bilmek görmek'tir, ne ümit etmektir ne de girişimde bulunmak.
Terazinin bir kefesine, dünyaya "saflar"ın yığdığı kötülükleri, öteki kefesine de ilkesiz ve kuruntusuz insanlardan gelen kötülükleri koysaydık, ilk kere ağır basardı. Her selâmet formülü, onu öneren zihnin içinde bir giyotin kurar... Yolsuzluk devirlerindeki yıkımlar, ateşli devirlerin sebep olduğu salgınlardan daha az vahimdir; çirkef kandan daha hoştur; zaafta meziyetten daha fazla tatlılık, bozulmada da bağnazlıktan daha fazla insanlık vardır.
"Kuraklığımız"daki bir saygıdeğerlik kaygısı, buruk ve basık sonsuzluğumuzun, vuku bulmayan akıntılarımızın seyircisi gibi hareketsiz bırakır bizi. Halbuki gözlerin işlevi görmek değil ağlamaktır; gerçekten görmek için de gözlerimizi kapatmamız gerekir: Vecdin şartıdır bu, gönül gözüyle yegane görüşün; oysa ki algı, zaten görülmüşün, tamiri imkansız bir hep bilinmişin dehşeti içinde tükenir.