...Bundan nefret ettim. Çok yürüdüğümü sanıp dönüp arkaya baktığımda, başlama noktasından hiç de o kadar uzaklaşmadığımı görmek dünyanın en iğrenç duygularından biriydi.
...en büyük hatam insanlardan cümlelerimi bitirmelerini beklemekti. Hayatımın belli bir dönemine kadar hep böyle yaptım zaten. Gözlerinin içine baktım beni bilsinler diye. Kadınlardan bunu bekledim. Birisi gelip "Evet, ben seni tanıyorum." desin diye bekledim.
Ve o kadına âşık olacaktım... Ama sonra anladım ki böylesine insanlar yoktu. Olsalar bile kitap okumuyorlardı. Kimseyi tanımıyorlardı.
Burada bir okur var(dı.) İsmini vermeyeceğim yani spesifik olarak belki kendisinden bahsedilmesi hoşuna gitmeyebilir, her ne kadar kötü bir niyetim olmasa da.
Dün dolaylı bir şekilde ufak bir sebepten aklıma geldi kendisi. Son zamanlarda pek iyi değildi iletilerinden gördüğüm kadarıyla. Hesabını dondurdu ya da sildi galiba. Bir süredir yok. Umarım iyidir 🥹
1000Kitap'ın akışımda görmeye aşina olduğum isimlerini sanki aynı mahalledeki komşularımmış gibi bir hissiyatla benimsiyorum. Ne kadar sağlıklı bir şey tartışılır ahahs Ama neyse işte... Öyle aklıma düştü biraz endişe ettim
Onu kurtaracağımı düşünüyordu. Ama kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? "Kurtuluş" dedim. "Ankara'da bir mahalle." Fazlası değil.