Çay içen, bebek kokusu seven, yağmur yağınca sokak hayvanlarına üzülen insanları sevin zira insana en yakışan kıyafet merhamettir…
Hayat hesapla değil nasiple yaşanırmış geçte olsa öğrendik çok şükür
“Milletin, Padişah’ına maruzatta bulunmasına engel oluyorsunuz. Alçaklar, caniler! Düşmanlarla millete karşı haince tertiplere girişiyorsunuz. Milletin güç ve iradesini kabul etmekten âciz olduğunuza şüphe etmiyordum. Ancak, vatan ve millete karşı haince ve son bir çırpınışla alçakça harekette bulunacağınıza inanmak istemiyordum. Aklınızı başınıza toplayın. Galip Bey ve yardakçıları gibi aptalların verdikleri ahmakçasına ve asılsız sözlere kapılarak ve Mister Nowil gibi milletimiz ve vatanımız için zararlı olan yabancılara vicdanınızı satarak yaptığınız alçaklıkların, milletçe sorulacak hesabını göz önünde bulundurunuz. Güvendiğiniz şahısların ve kuvvetin sonunu öğrendiğiniz zaman, kendi sonunuzla karşılaştırmayı unutmayınız. (10/11 Eylül 1919)”
“Gelecek için kalkınma ve birlik savaşı açmaya mecburuz. Sınırlarında bu kadar çok evlâdı ölen zavallı memleketimizin düşünce ve medeniyet savaşında kaç tane şehidi var. Biz Türkiye’nin hayırlı evlâtlarından, yarının kurucuları olmalarını istiyoruz.”
Tamamen yeni bir hayatın içine atılmanın ya da en azından aniden başka birinin hayatına itilmenin-aslında sizde bu hayatın kapısını çalmış olabilirsiniz- en önemli yanı bu deneyimin size kim olduğunuzu yeniden düşündürmesidir. Ya da diğer insanlara nasıl gözüküyor olduğunuzu düşünmeye başlarsınız.