Her zamanki gibi İstanbul yakasını izlerken o soru düşmüştü gönlüne. Beylerbeyi'ni mi daha çok seviyordu, yoksa Beşiktaşı mı?
İçindeki ses, "Güzel, görüldükçe sevilir. Sen Beşiktaş'a meftunsun ve oraları gözleyip duruyorsun" demişti.
Ardından başka bir sese kulak vermişti. "Hayır güzel ona yakın oldukça sevilir. Sen en çok Beylerbeyi' ni sevdiğin için buraya geliyorsun"
İlk kez bugün fark etmişti. Çoğu insan, niçin sevdiğini bilmiyor, bunu merak dahi etmiyordu. Neden sevdiğinden bihaber olan biri, nasıl seveceğini bilebilir miydi? Asla...
Biliniz ki herkes "Ben Allahü Teâlâ'yı severim, yahut dünyadan daha çok severim" diye iddia eder.Bütün dünyadakiler bunu diliyle böyle söylerler.Fakat bunun bir mihenk taşı ve miyarı [ölçüsü] vardır ki,onunla anlaşılır. Bu da şöyledir: Bir kimseye şehveti ve nefsi bir şey emretse, Allahu Teâlâ'nın gönderdiği şeriatta bunun aksini emretse,kalbini Allahu Teâlâ'nın emrine doğru meyletmiş, yaklaştırmış görürse,o Allahu Teâlâ'yı seviyor demektir.Bu husus iki kimseyi de seven bir kimse, bunlardan birini daha çok seviyorsa, aralarında bir ihtilâf çıktığı zaman kendini daha çok sevdiğinin tarafından görür ve onu daha çok sevdiğini bununla, anlar....
"Sakın ha moralinizi bozmayın.
Her gün güneş gibi yeniden doğun.
Bahar tazeliğinde olun.
Deyin ki sadece Allah'ın dediği olur.."
Abdulmetin Balkanlıoğlu hocaefendi