10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 138. kitabı
Eserin oluşturma aşaması ile ilgili araştırmalar yaptım ve James O'Barr bu eseri oluştururken kendi yaşadığı bir olaydan ilham almış.Trafik kazasında nişanlısı Bethany'nin sarhoş bir sürücü tarafından öldürülmesi yüzünden zor günler geçirmiş ve bunu çizmeye başlamış.Bir tane gazete haberinden de etkilenmiş bunu ortaya koyarken.Hatta eserdeki çete üyeleri ismi Detroit'teki duvar yazılarından alınmış.Eserde de Eric ve Shelly arabadayken bir çete saldırısına uğruyor.İkisi de ölüyor.Ve işte ölümünden sonra bir tane karga geliyor ve bu sayede Eric diriliyor.Ama bu sefer biraz daha farklı şekilde.Ve intikam almak istiyor, çete üyelerini birer birer öldürmeye başlıyor.Şimdi merak ettim neden karga? Bunu ilerdikçe sonlarda öğrendim ve araştırdım.Mitolojik olarak karga çokça anlam içeriyor.Bunu kendim söylemeyeceğim, okuyanlar için heyecanı kalsın.Ve bir diğer sevdiğim kısım alıntılar.Şarkılardan sözler, şairlerden şiirler vb. (Özellikle Arthur Rimbaud) Yani klasik bir intikam serisi diyemeyiz, içinde biraz mistik şeyler, biraz mitolojik öge.Yani bu çok farklı inanılmaz güzel bir gotik eser denebilir.Ha bu arada 1994 yapımı filmi var.Brandon Lee oynuyor.1993'te çekiliyor ve bir tane kurusıkı tabancada mermi kalmış ve ateş alınca Brandon Lee ölüyor.Filmin büyük çoğunluğu zaten çekilmiş o yüzden geri kalan dublör ile hallediyorlar ve işte film çıkıyor.Bir gün filmini de izleyeceğim.Hoşça kalın.
KargaJames O'Barr · İthaki Yayınları · 2023132 okunma
7/10
·272 syf.·
2026 75. kitabı
Bütün savaşlarda hep aynı şey olur; askerler savaşır, gazeteciler şamata koparır; o milliyetçi nutuklar atanların hiçbiri kısacık propaganda gezileri dışında cephedeki siperlerin yanından bile geçmez. Selam Olsun Katalonya'ya, 1936 yılından beri yazdığı her satırı demokratik sosyalist düşüncesi için yazdığını söyleyen George Orwell'in ya da Eric Arthur Blair demeliyiz, İspanya İçsavaşı’nda bir milis olarak çarpışma deneyimlerini anlattığı bir tanıklık, deneme. Savaşa dair izlenimlerini bir gazete için kaleme alma düşüncesiyle 1936 sonunda Barcelona’ya gelen Orwell, General Franco'nun zulmüne karşı bir araya gelen İspanyolların ve dünya vatandaşlarının arasına katılır. Cumhuriyetçilerin yanında Aragón Cephesi'nde savaşır, Barcelona'da Mayıs olaylarına bizzat şahit olur ve Huesca’da yaralanana kadar siperlerden ayrılmaz. 1984'te ve Hayvan Çiftliginde totaliter rejimlerin ve tek adamların çorak dünyasını hikâye eden Orwell, vicdanının, entelektüel ve siyasi düşüncesinin şekillendiği bir dönemi anlatıyor. Selam Olsun Katalonya'ya, 20. yüzyılın seyrini değiştirmiş olsa da neredeyse tamamen unutulmuş bir savaşa ve modern siyasete dair eşi olmayan bir belge.
Selam Olsun Katalonya’yaGeorge Orwell · Can Yayınları · 20211,906 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·352 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı kitapları okumadan önce yazarları hakkında da biraz bilgi sahibi olmak, kitabın anlaşılmasını daha kolay hale getiriyor. George Orwell’ın da özellikle bu eseri özelinde tanınması gereken yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum. Totalitarizm eleştirisinin belki de şahı sayılabilecek bu eser, Orwell’ın hayatından çok fazla beslenmiştir. Gerçek adı Eric Arthur Blair olan yazar; ailesi, yazdığı şeylerden utanç duymasın diye kendine bir takma ad bulma ihtiyacı duyarak George ismini bir kral adından, Orwell ismini de bir nehir adından alıp mahlasını oluşturmuştur. Yazar, babası o dönemlerde İngiltere sömürgesi olan Hindistan’da görevli olduğu için orada doğmuştur. Yaşam şartlarının zor olduğu bir ortamda doğması, henüz sekiz yaşında bir yatılı okula verilmesi, okul şartlarında despot yöneticilerle muhatap olmak zorunda kalması, altına kaçırma problemi gibi unsurlar, fikir dünyasının temelini çocukluğunda atmaya başlatıyor. Altına kaçırmamak için tanrıya dualar etmesi fakat bir şeyin değişmemesinden sonra kötülüğün, kötü olanla yaşamanın kaçınılmaz bir şekilde hayatta var olduğunu düşünmesine sebep oluyor. Baskıcı okul idarecileriyle yaşadıkları, baş kaldırma dürtüsünü ve sonuçlarının neler olduğunu erken yaşlarda yazara öğretiyor. Liseye gittiğinde edebiyat öğretmenliğini bir başka distopya yazarı olan Huxley yapıyor. Tam olarak bilemesek de bu durumun, Orwell’ın yazım dünyasında bir etkiye sahip olduğunu düşünebiliriz. Liseden sonra parası olmadığı için üniversite eğitimi alamayıp Burma’ya şimdiki adıyla Myanmar’a polis olarak gidiyor. Burada yedi sene görev yapmış olsa da bu durumu sindiremiyor. Kraliçeye karşı işlenen her suçun acımasızca cezalandırılması ve kendisinin de bu baskıcı gücün parçası olması hoşlanmadığı bir durum halini almaya başlıyor. Bu işten
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
George Orwell’in "1984" romanı, bireyin devlet aygıtı karşısındaki mutlak çaresizliğini ve hakikatin sistematik imhasını konu alan sarsıcı bir distopyadır. Yazarın bizzat şahit olduğu totaliter rejimlerin bir izdüşümü olarak kurguladığı evrende, "Büyük Birader" figürü üzerinden toplumun her an izlendiği, "Düşünce Polisi" ile zihinlerin denetlendiği ve "Yenisöylem" aracılığıyla dilin (dolayısıyla düşüncenin) sınırlandırıldığı bir düzen hâkimdir. ​Roman, Okyanusya’nın kasvetli başkenti Londra’da, Hakikat Bakanlığı’nda çalışan Winston Smith’in rejime karşı içten içe duyduğu nefreti bir günlük tutarak somutlaştırmasıyla başlıyor. Julia ile yaşadığı yasak aşk ve O'Brien üzerinden kurduğu sahte umut bağı, Winston’ı trajik bir sona sürükler; 101 Numaralı Oda’da yaşadığı ağır işkencelerle ruhu kırılan Winston, sonunda celladına âşık hâle getirilerek, sistemin kusursuz bir dişlisine dönüştürülür. ​Winston, geçmişin izlerini arayan "son insan" prototipidir; Julia bu başkaldırıyı daha fiziksel ve anlık hazlar üzerinden yaşarken, O'Brien entelektüel sadizmin ve sistemin sarsılmaz mantığının ürkütücü bir temsilcisidir. ​Orwell "1984"'de gücün, sadece güç için istendiği bir geleceğe dair dünyayı uyarmayı hedeflemiş. Tarihin sürekli yeniden yazılmasıyla hafızasızlaştırılan bir toplumun, mantıksal çelişkileri aynı anda kabullenme yetisi olan "Çiftdüşün" ile nasıl köleleştirildiğini anlatıyor. Yazar; demokratik değerlerin kırılganlığına dikkat çekerken, propagandanın gerçeği nasıl eğip bükebileceğini göstermektir. ​1903-1950 yılları arasında yaşayan, asıl adı Eric Arthur Blair olan George Orwell, adaletsizliğe ve baskıcı yönetimlere karşı duruşuyla tanınan, İngiliz bir gazeteci ve yazardır. Anlatım tarzı; süsten uzak, çıplak, doğrudan ve okuru rahatsız edecek kadar gerçekçidir.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 12:55
Hayvan Çiftliği/ Beylik Çiftliği “Evet hayvan çiftliği, korkunç sonla biten bir “ peri masalı” dır.” CELAL ÜSTER Seviyorum bu çevirmenin eserlerini. Zira yabancı bir eserin çevirmeni aslında o kitabın yazarı olur kanısındayım. Bu eserin ilk çevirisini ise Halide Edip Adıvar yapmıştır. ************** George Orwel’a gelirsek; George Orwell Rus değil, İngiliz bir yazardır. Gerçek adı Eric Arthur Blair olan yazar, 1903 yılında o dönem İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da doğmuştur. Ancak, bu eserinde, Rus Devrimi'ni ve Stalin dönemindeki Sovyetler Birliği'ni (SSCB) alegorik bir dille sert bir şekilde eleştirmiştir. 1984 Romanında ise Totaliter rejimleri eleştiren bu romanı, özellikle Sovyetler Birliği'ndeki baskıcı yönetime yönelik bir uyarı niteliğindedir. Orwell, Stalinist rejimin, Alman Nazileri gibi, muhalifleri acımasızca bastıran, halkı sindiren ve gerçeği manipüle eden totaliter bir yapı olduğunu savunmuştur. Komünizm; Özel mülkiyetin kaldırılmasını, servetin ihtiyaçlara göre paylaşılmasını ve toplumsal eşitliği temel alır Orwel, komünizme karşı değildir. komünizmin teorik eşitlikçi ideallerine değil, bu ideallerin yozlaştırılarak dönüştürüldüğü totalitarizme, baskıcı otoriteye karşıdır. ************* Eser; 1917 Rus Devrimi'ni ve ardından gelen Stalin dönemi Sovyetler Birliği'ni (SSCB) alegorik bir dille anlatan politik bir hicivdir. Karakter ve temsillerine bakılırsa bu durum çok net ortaya çıkacaktır; * Koca Reis (domuz): Hayvanlara mutluluk ve barış dolu bir dünya vadeder, insanların çiftlikten kovulmasını ister. Kitapta Animalizmolarak adlandırılan komünizm fikrini çiftlikteki hayvanlara anlatıp devrimi göremeden ölmesi nedeniyle Karl Marx’ı(Alman Filozof) temsil eder. * Snowball (domuz): Hayvanlara okumayı öğretir, bir
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,8bin okunma
Böyle bir Ters köşe yok. Bu kitabı mutlaka okuyun.
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 97. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 15:13
Kitaba başlarken sıradan bir lise gençlik draması okuyacağımı sanıyordum. Kontrol delisi ve her şeyi planlamayı seven ana karakterimiz Diana, okulun popüler ve kibirli çocuğu Eric, grubun sessiz ve görünmez gücü Hektor, gamsız Vanessa ve heyecanlı Lucas.... Ancak Noxborn: Uyanış beni öyle bir ters köşeye yatırdı ki, sayfaları nasıl çevirdiğimi inanın anlayamadım! Buradan sonrası Spoiler İçeriyor: Her şey sıradan görünen bir gecede, Hektor'un sokak ortasında kırmızı gözlü, vahşi bir gölge tarafından saldırıya uğramasıyla kontrolden çıkıyor. Yazar "Noxborn" (Gece Doğan) efsanesini öylesine ustaca bir fantezi-bilim kurgu harmanıyla sunmuş ki, kendinizi bir anda görünmez bir savaşın tam ortasında buluyorsunuz. Korumayı ve yaşatmayı seçen "Mavi Noxborn"lar ile, güç için kaostan ve yok etmekten beslenen "Kırmızı Noxborn"lar arasındaki o gizli çatışma okuyucuyu resmen içine çekiyor. Hektor'un mavi bir Noxborn'a dönüşümü, insanüstü gücünü fark etmesi ve en önemlisi "Kronokinezi" (zamanı durdurma) tılsımını keşfetme sahnelerini okurken nefesimi tuttum. Kitapta beni en çok etkileyen kısımlardan biri, tehlikenin sadece dışarıdaki yaratıklardan değil, tam da okulun içinden, her sabah günaydın dedikleri öğretmenlerden gelmesiydi. Mavi koruyucu olan Biyoloji öğretmeni Bayan Penelope ile o soğuk, ürkütücü ve 1930'lardan beri hiç yaşlanmamış olan tarih öğretmeni Bay Adrian (Arthur) arasındaki gizli düşmanlık, hikâyeye harika bir gerilim katmış. Okulun bodrum katında gizlice üretilmeye çalışılan o korkunç deney yaratıklarını (Numara 4'ü) okurken kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Ve tabii ki Eric... Bir dostun içindeki kıskançlık ve kibir tohumlarının onu nasıl zehirlediğini, Hektor'a duyduğu nefretin onu nasıl karanlığa itip bir "Kırmızı Noxborn"a dönüştürdüğünü izlemek hem
Edebiyat
UyanışAli Murat Yılmaz · P Kitap · 202612 okunma