Farklı olmak için mi farklıydım, yoksa öyle mi doğmuştum (...) bilmiyorum; ancak emin olduğum nokta tanıştığım kişilerle aynı durumlar karşısında aynı duyguları hissetmiyor oluşumdu. (...) Ve söz konusu farklılığın dışa vurulduğu, gözle görülür, kulakla duyulur hale geldiği takdirde ne kadar acı verebileceğini de görmüştüm Çünkü ilk gelecek linç girişimindeki yumruğu yemeden önce kendimi anlatacak ya da insanları kandıracak kadar zamanımın asla olmayacağını biliyordum.
Çünkü duyulabilecek kadar yüksek bir ses vardı içimde. Bunu fark edince, dünya üzerindeki bütün insanlar birden yok olsalar dahi yalnız kalmayacağımı anladım.
Nedenini bugün bile anlayamadığım bir değişim içindeydim. Müzik zevkim orta çizgiden uçlara kaymıştı On dört yaşımdaydım ve üç yıldır en gürültülüsünden şarkılar dinliyordum. Ve o zamanlar bile müzik dinlemek benim için boş bir zaman değerlendirmesi değil gerçek bir uğraştı. Genellikle bulunduğum yerin karanlık olmasını sağlardım. Müzik dinlerken bütün ruhumu notalara ve sözlere verebilmem için gözlerimi kapatmam şarttı. Dikkatli dinlemek için gözlerimi kapatmaya, körlerin bizden daha iyi duyduklarını öğrendiğim zaman başlamıştım. Ve o günlerden sonra hayatımın bütün karanlık koridorlarından geçerken de gözlerimi kapalı tuttum. Daha iyi dinlemek, daha iyi koklamak için...