Hafızamın bugüne kadar sırtında taşıyıp getirdiği görüntülerin en eskisi ve paslanmışı yedi yaşıma dayanır. Bir çocuk suratı hatırlıyorum. Gözlerinin rengini çözemediğim, gülerken hiç görmediğim bir çocuk.
On beş yaşımdaydım ve her şeyi yapabileceğime inanıyordum. Hayallerimin bana bir ömür boyu yetebileceğini ve bu arada bedenimin ağzımdan çıkan sözlerin etrafında bir kalkan oluşturarak zarar görmemi engelleyeceğini düşünüyordum. Sadece, gittikçe tehlikeli hale gelen bir oyun oynuyordum. Ama ben oyunları hep ciddiye aldım. Sahte ilişkiler ve dünya üzerindeki her kavramı içme arzusu hayatımın on beşinci yılında başımı döndürmeye yetiyordu...
Ve sonuçta gerçek "Kayra" sadece kendi ölümü için ortaya çıkacaktı. O gün gelene kadar da kendini dünyanın en iyi yalancısı olarak yetiştirmeye çalışan, basit ya da yüksek zevklerden çok, sırf rahatsız edilmemek uğruna sahte olmuş bir "Kayra" gibi yaşayacaktım...