Biz, kendi arzu ettiğimiz yere değil, o güçlü lokomotif nereye gitmek isterse oraya gitmek zorunda kalırız. Aracın içinde yaptıklarımızdan sorumluyuz ancak vagonun gittiği yönden sorumlu olmayız
Bilinçdışı bir itaat halinde yaşarken kendimizi itaatkâr olarak değil de gerçekçi, normal ya da mantıklı olarak düşünürüz. Hayatın gerçekte nasıl olduğunu biliyormuşuz gibi yaşarız.
EN KÖTÜ İTAAT FARKINDA OLMADAN YAPTIĞIMIZDIR. ...
Halka yönetici olan adam çoğunluğun kendisine kul köle olduğunu gördüğünde yurttaşlarının kanına girmeden duramaz. Kendisi gibilerin sevdiği kara çalma yoluna gidip, onu bunu suçlayıp yargıç önüne sürükler, vicdanını kirletip, öldürür, ağzını, dilini yakın akrabasının kanıyla boyar; kimini sürgüne yollar, kimini öldürtür; halka da bu arada borçlarının silineceğini, toprakların dağıtılacağı umudunu verir.
Kötülükler yanlarına başkalarını da alıp delikanlının zararlı alışkılarına gösterişli adlar verirler.
Kabalığın adı nezaket olur, düzensizlik özgürlük, savurganlık eliaçıklık, utanmazlık ise cesaret. ...