"Hiçbir şeyin yerinde durmadığı, her şeyin sürekli eriyip çözüldüğü, varlığına güvenebilecekleri tek hakikatin şimdi, şu an olduğu ve bu an'ın bile zaten yaşanıp buharlaştığı bir şehirde hicbir şeyi kendine fazla dert etmeye değmezdi belki de."
"Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi..."