Profesör Andrew Martin dünyanın en büyük matematik bilmecesini çözdükten sonra ortadan kaybolur. Bir otoban kenarında çıplak halde yeniden ortaya çıktığında ise kendisi değildir artık. Dünyanın gelişmesini istemeyen uzaylılar onun yerine geçmiş ve bu matematik çözümünü bilen herkesi öldürmekle görevlendirilen bir uzaylıdır.
Kendi uzay dünyasına göre bu dünyaya çok yabancı olan bu ‘Yeni’ Andrew Martin dünyada karşılaştığı şeylere ne kadar iğrenerek baksa da farketmiştir ki “dünyalıların hisleri, inançları, hırsları vardır.” Kendi dünyasında acıya, ölüme yer yok iken sadece talimatları veren gözcüler ve geri kalanlar vardır.
Hissetmek hoşuna gider uzaylı Martin’in. İlgilenilmek, sevilmek, antiseptikle pamukla yaralarına pansuman yapan eşine aşık olur. Fıstık ezmesine bayılır. Komik ve duygusal bir anlatımla Matt Haig diğer kitaplarının aksine kişisel gelişim gibi değil de aksine bir romantik bir eser ortaya koyar.
Taa ki kitabın sonuna kadar bu devam ediyor. Kitabın sonunda ne kadar güzel bitirmeye çalışsa da yine kişisel gelişim kitabına bürünerek tüm duygusallığı mahvediyor. Zaten içinde alıntılarla bir çok kişiye etki edecek güzel söylemler yaparken kitabın sonunda 97 maddelik bir tavsiye yazısıyla kitabı zorla değer kaybettiriyor.
Kendi hayatındaki zorluklardan dersler çıkararak yayımladığı kitap okumaya değer, hatta şu herkesin okuduğu ‘Gece Yarısı Kütüphanesi’ kitabından daha etkileyiciydi.
Keyifli okumalar
20 yaşında tahta geçen, girdiği savaşlarda hiç yenilgi tatmamış, 30 yaşına geldiğinde Yunanistan’dan Hindistan’a uzanan toptakların sahibi olan komutan “Büyük İskender”in hayatının anlatıldığı kurgu romanı ile sizlerleyim.
Hocası Aristoteles’den aldığı derslerle kendini geliştiren, tam bir savaş dehası olan İskender’in kurgu ile karışık romanı, tarihi karakterleri öne çıkaran Okay Tiryakioğlu’nun son eseri.
Roman iki istihbaratçının mektuplaşmalarıyla başlıyor. İskender’in yanında Pers istihbaratçısı Prespero, aynı zamanda İskender’in en güvendiği adamdır. Perslerin safında ise İskender’in istihbaratçısı, Nicodemo ve Nicedemo da III. Darius’un en güvendiği adamlarından biri. Kitabın sonunda ise iki önemli komutan’ın aslında gerçeklere ne kadar hakim olduğunu, savaş stratejilerine ne kadar hakim olduğunu gösteren final bölümü.
Roman size ilk başta ne kadar karışık gelse de okudukça açılan, sizi o döneme götüren, İskender’in ne büyük deha olduğunu gösteren bir roman. Okay Tiryakioğlu dönemin önemli karakterlerini anlatırken merak uyandıran bir yazarsa da kitap bittikten sonra da tarih araştırması yapmak gerçekten tatmin edici.
Tarihi belgesel tadında, roman tadında, sıkılmadan okumak isteyenler için Okay Tiryakioğlu her zaman ilk sırada yer alır benim için. Keyifli okumalar dilerim
“Beş yıl içinde geri dönüşünü talep etmemiş her istihbaratçı, altıncı yıldan sonra güvenilir kaynak olmaktan çıkarılır. Ama deşifre olmasını da izin verilmez. O sadece içerde, gerekli olduğu zaman uyandırılması mümkün bir hücre olarak kabul edilir.”