Kitap, Büyük İskender’in çocukluğundan başlayarak, hocası Aristoteles’ten aldığı eğitim, babası II. Filip’in ölümünden sonra tahta çıkışı, Pers İmparatorluğu’na karşı başlattığı seferler, Gaugamela, Issos gibi büyük savaşlar ve Hindistan’a kadar uzanan fetihlerini konu alır.
Ancak Tiryakioğlu sadece bir tarih anlatıcısı değildir; karakterlerin iç dünyasına, ilişkilerine ve dönemin ruhuna da odaklanır. Böylece İskender’in bir kahraman olmanın ötesinde, zaafları, tutkuları, korkuları ve hayalleri olan bir insan olarak da karşımıza çıkmasını sağlar.
Müthiş bir kitaptı.Daha önce Büyük İskender'i hiç okumamıştım ve bu kitabın çok iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.
Kitap roman olarak yazılsa da tarihi anlatıyor.Anlatım dili normal tarih kitapları kadar bunaltmadığı için konuya ilginiz artıyor.Bu kitap sayesinde artık Büyük İskender hakkında bir tarih kitabı okuyabilirim.
Benim için tarih ile harmanlanmış eserlerin yeri apayrıdır beni tanıyan arkadaşlarım çok iyi bilirler... Ve özellikle usta kalem #okaytiryakioglu nun eserlerini okumak her bir sayfasını heyecan ile çevirmek benim için çok kıymetli...
Değerli hocamızın kaleme aldığı ve okuyucusu ile buluşan bu kıymetli eserinde askeri zekası ve dünya üzerinde yaptığı fetihler ile tarihteki diğer hükümdarlara örnek olmuş başarılı komutan Makedonya Kralı Büyük İskender ile tanışacağız...
Kızkardeşi Kleopatra'nın düğününde , babası Kral ll. Philip'in suikast sonucunda öldüğünde henüz on dokuz yaşına yeni basmıştı İskender..
Bu olayın ardından tahta geçtiğinde bilgisine güvendiği hocası Aristotoles ve gerçek kimliğini ( Baktriyalı Andra) bildiği halde sadakatinden, iyi niyetinden şüphesi bulunmayan dostu Prospero vardı yanında...
Dünyayı değiştirmek üzere korkusuz, güçlü kişiliği ve benzeri görülmemiş askerî başarıları ile tarih sahnesinde yerini almıştı Büyük İskender...
Öncelikle Persler üzerine yürüyecek ardından dualarında Zeus ve Amon'a yalvardığı gibi Hint Okyanusu'na dek durmayacaktı..
20 yaşında tahta geçen, girdiği savaşlarda hiç yenilgi tatmamış, 30 yaşına geldiğinde Yunanistan’dan Hindistan’a uzanan toptakların sahibi olan komutan “Büyük İskender”in hayatının anlatıldığı kurgu romanı ile sizlerleyim.
Hocası Aristoteles’den aldığı derslerle kendini geliştiren, tam bir savaş dehası olan İskender’in kurgu ile karışık romanı, tarihi karakterleri öne çıkaran Okay Tiryakioğlu’nun son eseri.
Roman iki istihbaratçının mektuplaşmalarıyla başlıyor. İskender’in yanında Pers istihbaratçısı Prespero, aynı zamanda İskender’in en güvendiği adamdır. Perslerin safında ise İskender’in istihbaratçısı, Nicodemo ve Nicedemo da III. Darius’un en güvendiği adamlarından biri. Kitabın sonunda ise iki önemli komutan’ın aslında gerçeklere ne kadar hakim olduğunu, savaş stratejilerine ne kadar hakim olduğunu gösteren final bölümü.
Roman size ilk başta ne kadar karışık gelse de okudukça açılan, sizi o döneme götüren, İskender’in ne büyük deha olduğunu gösteren bir roman. Okay Tiryakioğlu dönemin önemli karakterlerini anlatırken merak uyandıran bir yazarsa da kitap bittikten sonra da tarih araştırması yapmak gerçekten tatmin edici.
Tarihi belgesel tadında, roman tadında, sıkılmadan okumak isteyenler için Okay Tiryakioğlu her zaman ilk sırada yer alır benim için. Keyifli okumalar dilerim
"Kişi önce dostlarına 'hayır ' demesini öğrenmelidir yoldaşlarım," dedi İskender sertçe. "O yüzden cevabım hayır, bu türden adamlar ancak cesarete saygı duyarlar ve korkaklar
Okay Tiryakioğlunun tarihe ismini yazdıran kişileri kahramanları güzel bir kurgu tasarlayarak hem tanıtması hemde onun hakkında bilgi vermesi gerçekten çok güzel bir davranış eserleri de bir o kadar harika herkesin özelikle merak ettiğiniz kişileri bir romanda anlatması gerçekle de alakası olmasa merakla okunmasına neden oluyor hocası Aristo ve ona verdiği nasihatları ve dersleri gerçekten yön göstermiş harika bir hoca okumak için şiddetle tavsiye ederim
1972 yılında Mersinde doğdu. Çocukluğu İstanbul - Erenköyde geçti. Annesinin armağan ettiği gizemli ve kara mizah yüklü öykü kitaplarıyla edebiyata dair ilk heyecanları uyanmaya başladı. Bilkent Üniversitesindeki eğitimini 1994 yılında yarıda bırakarak tamamen edebiyata yöneldi. Yurtdışında, uzak ve gizemli ülkelerde yaşamayı daima sevdi.
Edebiyat çalışmalarının roman alanındaki ilk ürünü olan Karanlığın Çağrısı isimli eseriyle Beyan Yayınları 2002/İlk Romanlar ödülünü kazandı. İkinci romanı Gölgeler 2004 yılında basıldı. Bunu 2005te üçüncü romanı Bin Yılların Gecesi takip etti. Asıl çıkışını 2009 yılında Kuşatma 1453 ile yaptı. Tarihi roman okurlarının büyük ilgisiyle karşılaşan Kuşatma 1453ü, Kanuni ve Yavuz başta olmak üzere diğer romanları izledi.