Bizi çevreleyen şeylere, onlara isim verdiğimiz -ve ötelerine geçebildiğimiz- ölçüde tahammül ederiz. Ama bir şeyi bir tanımla benimsemek, ne kadar keyfi olursa olsun -ne kadar keyfiyse o kadar vahimdir, çünkü bu durumda ruh bilginin önüne geçer- o şeyi dışlamaktır; onu yavanlaştırmak ve yersizleştirmektir, yok etmektir. Avare ve münhal bir zihin -dünyayla da yalnızca uyku sayesinde bütünleşen bir zihin -dünyayla da yalnızca uyku sayesinde bütünleşebilen bir zihin- şeylerin isimlerini çoğaltmak, içlerini boşaltmak be yerlerine formüller koymaktan başka hangi işi icra edebilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan, kendinin bir şeyler önerebileceği anı bekler: Ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz...
Fiiliyatımızon kaynağı, kendimizi zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmeye bilinçsizce meyilli olmamızdadır. Reflekslerimiz ve gururumuz, teşkil ettiğimiz et ve bilinç parçasını bir gezegene dönüştürür. Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamak'tan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkamsı bizi ezerdi. Ama yaşamak kendi boyutlarına karşı körleşmektir...